<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Son Dakika Haberler, Güncel Gelişmeler beykoz haber sitesi &#45; Mustafa Çifci</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/rss/author/mustafa-cifci</link>
<description>Son Dakika Haberler, Güncel Gelişmeler beykoz haber sitesi &#45; Mustafa Çifci</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 Beykoz’un Sesi Tüm hakları saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Şiddetin Kadını, Kızı, Irkı Olmaz</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/siddetin-kadini-kizi-irki-olmaz</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/siddetin-kadini-kizi-irki-olmaz</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 20:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına şiddet ne demek!<br>Anne babası senin adamsızlığın için besleyip büyütmedi kızını…<br>Severken güzeldi…<br>Koynuna girerken tatlıydı, sevmediğinde çirkin mi oldu?<br>Sevmiyorsan, saygı duymak zorundasın.<br>Kötü söz söylemeye, hele hele el kaldırmaya asla hakkın yok!<br>Ailesi sana hizmetçi olsun diye vermedi biricik kızını!<br>Sen hizmet edesin, bir yuva kurasın, bir aile yaratasın, sahip çıkasın diye sana emanet verdi.<br>Sevmiyorsan aldığın emaneti adam gibi serbest bırakmalısın.<br>*<br>Haksızlık ve hak aramak!<br>Hak derken, haksızlığa uğrayanları kabul etmiş olmakla kalmaz aynı zamanda görmüş ve farkındalık yaratmış oluruz.<br>Kadın hakları dediğimizde ise eşitsiz bir ortamın var olduğunu kabul etmiş oluruz.<br>Oysa insan haklarının cinsiyeti olmaz!<br>Dini olmaz!<br>Irkı olmaz!<br>Şiddetin de kadını, kızı olmadığı gibi yer ve mekânı da olmaz.<br>Şiddet,<br>Bazen bir parkta bir çiçeği koparmak,<br>Bazen bir ağacın dalını kırmak<br>Bazen de bir hayvana tekme atmaktır.<br>*<br>Hangi anlamda olursa olsun, hak dediğimizde düşüncemiz uyanır, vefalı ve vicdanlı olanları rahatsız eder.<br>Hak dediğimizde, insan yanımız büyür.<br>Hak dediğimizde doğruluktan yana tavır almış oluruz.<br>Hak dediğimiz aslında adaletten yana olmaktır.<br>Kadın haklarından söz ettiğimizde ise ilk önce aile aklımıza gelir.<br>Kadın dediğimizde ev içinde çocuklarını her şeyden koruyan bir koruyucu güç olduğu aklımıza gelir.<br>Kadın dediğimizde ilk önce annemiz aklımıza gelir.<br>İşte bu yüzden,<br>Adam gibi adam olanlar ve tüm iyi insanlar<br>Kadınlara sevgi, saygı duymasını bilirler.<br>Kadına saygısı olmayanın ise adamlığı eksik sayılır.<br>Eksik adamlar da hayatın kirli yanıdır.</p><br><p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özü Sözü bir olmalı İnsanın</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ozu-soezu-bir-olmali-insanin</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ozu-soezu-bir-olmali-insanin</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x580_6a155519b5deb.webp" length="30112" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 May 2026 11:09:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin hayatında candan bir sevdiği olmalı…<br>Erkeğin gönül ortağım diyebildiği bir kadını,<br>Kadının, sımsıkı bir bağla güvenebildiği bir erkeği…<br>İnsanın tüm sırlarını paylaşabilecek bir de sırdaşı olmalı çünkü insan bireysel yalnızlığını tek başına gideremez. Ne mevkii makamlar, ne servet, ne de pahalı eşyalar asla bir insanın verdiği sıcaklığı veremez….<br>İnsan, hayatında en çok bir insanı sevebilir, bir insanı sevdiği kadar başka bir şeyi sevemez.<br>İşte bu yüzden öncelikle insana insan gereklidir…<br>*<br>Sevgi en büyük enerjidir.<br>Sevmek inanmaktır. İnanmak ve doğru insan olabilmek ise en büyük ibadettir.<br>İyi birisi olmak, çevresine ve topluma yararlı birisi olabilmek ise olması gerekendir.<br>İnanırsan sever, seversen inanırsın, derler...<br>Sevebilmek, doğru ve yapıcı her işin başıdır.<br>Sevebilmek güçlü olabilmektir.<br>Saygı duyabilmek ise, iyi günlerin hatıralarını kötü günde ortalığa sermemektir. Geçmiş her ne olursa olsun, olduğu gibi saklı kalması insanın kendisini büyütür.<br>İnsan, sakladığı sırları başkalarına anlatarak eski dostuna zarar vereceğini biliyor olsa da, aslında en büyük zararı yine kendisine verir çünkü karşısındakini kötülerken bir anlamda kendisinin de güvenilmez biri olduğunu ispat etmiş olur.<br>*<br>Özü, sözü bir olmalı insanın.<br>Yalansız, dolansız, kalbi ile dili aynı şeyi söylemeli…<br>Seviyorsa, sevgisi karşılıklıysa ne olursa olsun sevdiğine sahip çıkmalı…<br>Sevmiyorsa, sevmiyorum diyebilmeli, sevginin içine çıkar ilişkileri girmemeli…<br>Çünkü altınla, parayla kazanılan aşkın ömür süresi harcanıp bitene kadar devam edecektir.<br>İnsan sevmediği yerde de kalmamalı.<br>Zorla sevgi de olmaz…<br>Zorla insan kendisini sevdiremez.<br>Zorla birini de sevemez...<br>Ayrıca gitmek isteyen sevgi de durmaz, gider. Hiçbir anahtar, hiçbir kilit, hiçbir zincir gitmek isteyen sevgiyi tutacak kadar güçlü değildir.<br>Aşkın ve sevginin sihirli büyüsü hep içimizde olsun.</p><br><p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat Sonmuş Gibi</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/hayat-sonmus-gibi</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/hayat-sonmus-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:07:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Günleri öylesine hızlı yaşıyoruz ki, bir rüya gibi geçip gidiyor. Her gün başlı başına ayrı bir koşuşturma, her gün ayrı bir telaş; hafta sonları, ay başları, tatiller, izinler, ödemeler, faturalar derken düşünecek ve kendimizi dinleyecek zamanımız dahi yok.<br>Güncel olaylar her gün değişiyor. O kadar hızlı tüketiyoruz ki her şeyi, değerini bilmeden, farkına varmadan kaybediyoruz. Bu koşturmada bizim dışımızda gelişen birçok şey bizi ilgilendirmez oluyor. İçinde bulunduğumuz anı dahi unutup bir yarıştaymış gibi gözü kapalı koşuyoruz. Bu hızın içinde birçok şeyi göremiyor, birçok şeyin de farkına varamadan geçip gidiyoruz. Hayatın sonu sanki çok çok uzaklardaymış gibi, hayat sonsuzmuş gibi her gün koşturuyoruz. Kundaktan kefene kadar geçen zamanda durmak yok dediklerini gün gün yaşıyoruz...<br> <br>Şimdi biraz düşünelim!<br>Zaman hepimiz için aynı mıdır?<br>Bizim için hızla geçen zamanı bir hastane penceresinden dışarıda yağan yağmuru seyreden birisine sorsak ne söyler acaba? Ya da yetim kalmış, yarı aydınlık odalarda sıcak aile yuvasından uzakta büyüyen çocuklara sorsak, ne derler? Yavrusunu yitiren bir anneye sorsak bu telaşı acaba ne yanıt verir bize? Bizim için hızla geçen zaman, oralarda da aynı hızla mı geçiyordur?<br>Bazen beklediğimiz güne bir an önce kavuşmak için zaman geçse deyişimiz, bazen de zamanı durdurma telaşımız aslında aynı şey, değil mi? Oğluyla asker avlusunda görüşmedeki bir anne ile az sonra kalkacak otobüsü bekleyen birinin yüreğindeki ağırlık arasındaki fark nedir? Mezarlık bekçisinin içinde bulunduğu sessizlik ile hediye paketlerini bir yerlere yetişme telaşı birbirine ne kadar uzak? <br> <br>Ayrıntıları göremiyoruz.<br>Hayatı sonsuzmuş gibi koştururken bu mümkün değil zaten. Bu kadar dramlar yaşanırken, bu kadar yoğun işlerimizin arasında kendi içimizdeki sorunları çözmeden başkalarını görmek, kendi dar düşüncemizle sadece çok sevdiğimiz insanları düşünürken başkalarını görmek kolay mı?<br>Gözü kara aşığın sevdiği kızı sadece kendisi için yaratıldığını düşünüp, sevgisini kaybedince yol ortasında işlediği cinayetin bitmeyen hüzünlü öyküleri gibi karmakarışık bir yaşamın içindeyiz.<br>Aslında ne kadar küçük değil mi, kendi içimizde yarattığımız dünyamız. Hele hele az gelişmiş yanımızla kendimizi “bir şey” sanmamız…<br> <br>Zamanla ne değişti?<br>            Zamanla her şey hızla değişirken tanıdıklarımız artsa da özel dostlarımız hep azaldı. Ne kadar çok kazanmaya başlasak ta bir o kadar da cimri olduk. Ya da bazı şeyler şekil değiştirdi. Dost gibi görünüp de dost olmayan insanlar hayatımızın büyük bir bölümünü kapladı. Hepimiz çıkarcı ve ikiyüzlü olup suçu zamanda bulduk. “Zaman değişti” dedik. Mesela eski bayramlar böyle miydi, diye sitemle sorarken kendi çıkmaz sorularımızda kendimiz yanlış cevaplar bulduk. Böyle değildi eski bayramlar çünkü şimdi o insanlar yok. Zamanın suçu yok ki, değişen insanlar oldu. Eski insanlar yok ki, eski bayramlar olsun.<br>Sevgiden uzak geçen her gün kayıp gündür aslında...<br>Ve ne kadar çok yaşasak da, her ne yapsak da sonuç hep aynı olacak…<br>Oyunun sonunu merak etmeye gerek yok, son perdeyi hepimiz biliyoruz.<br>Çünkü bütün yolculukların son durağı hep aynı han…<br>Gün gelecek aynı handa buluşacağız, başka han yok...<br>İnsan sadece içinde yaşadığı ortama uyum sağlamaya çalışıyor. Geçmiş ya da gelecek zaman bir şey ifade etmiyor!<br>Ne kadar zaman geçerse geçsin, hep hayat sonsuzmuş gibi her gün koşturmaya devam edeceğiz.  <br>Beklenmeyen bir anda o yaşam bitecek!<br>O son gün geldiğinde her şey yalan olacak, hiçbir şeyin kıymeti değeri kalmayacak her şey anlamsız olacak.<br>O gün hesaplar, planlar hep yarım kalacak.<br>Erken ölüm dedikleriyle gerçekle tanışacağız!<br>Ve hayat, hepimizi iki metre bezle yolcu edecek!</p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karısından Korkanlar</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/karisindan-korkanlar</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/karisindan-korkanlar</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:04:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>            Evliliklerde önemli olan mevcut ilişkide kötü giden yönleri düzeltebilmektir. Bedenler farklı, duygu ve düşünceler de farklıdır. Bu yüzden eşler, eşinden kendi düşüncesine göre bir davranış beklemesi son derece hatalıdır. Çünkü eşinin kendisi gibi düşünebilmesi imkânsızdır. Kendini çaresiz gibi hissetmekte yanlıştır çünkü yeryüzünde en iyi anlaşan kadın ve erkektir. En büyük başarılar bu ikiliden çıkar. Yapılması gereken ilk şey, eşini anlamaya çalışmaktır. Uyumlu çiftler bunu başarmış olanlardır.<br> <br>Evliliklerde önemli olan nedir?<br>Evliliklerde en büyük başarı, eşlerin kendi yalnızlıklarını birlikte yok etmiş olmalarıdır. Mutlu evlilik, sohbet edebilmeleri, bir arkadaş, bir dost gibi her sorunu paylaşabilmelerinden geçer. Örneğin yatağa girdiğinizde hemen uyumayın, biraz konuşun, dertleşin, özlem duyduklarınızı ve hayallerinizden söz edin. Ve eşiniz için neler yapabileceğinizi kendisine sorun. Çocukluk anılarınıza dönün. Duygulanın, ağlayın, bazen de bir çocuk gibi nazlanın.<br> <br>Eşe nasıl davranılmalı?<br>            Gerçek sevgilerde özet şudur: eşin ne istediğini, nelerden hoşlandığını, neye üzüleceğini çok iyi bilip buna göre davranabilmektir. Bu bir tür dengedir aslında. Bu denge, kendi öz kişiliğinden ödün vermek asla değildir. İnsanın yaşama besini sevgidir ve bu sevgi bir başkasından alınır. “Seviyorsan adam gibi sev” denen şey aslında değer vermektir. Adam gibi sevmek, güzel hissetmesini sağlamaktır. Tek başına fedakârlık değildir. Tek başına yapılan iyilikler sonrasında pişmanlık doğurur, “ben bunları sana yaptım, sen ne yaptın” denir ki, karşıdan cevap hazırdır; “yapmasaydın” olur. İnsanlar genelde aldıkları sevgi kadar sevgi verirler, değer gördükleri kadar değer verirler. Bu hiç şaşmaz.<br>            Evlilik, birisiyle birlikte yaşamaya devam edebilmek için biraz eşine benzemesi gerekir. Dışarda çok fazla kişiye sözün geçebilir ama evde sözünüz eşit olmalı. Ailede mutluluğun kaynağı kararların ortak alınmasından geçer.<br>           <br>Kadın Hanımdır<br>            Türk Tarihinde kadın, “Hanımdır” bu kelimenin kökü eski Türkçede, han kelimesinden gelir. Türk’ler kadına her zaman değer vermişlerdir. Mete Han bir mecliste eşini göstererek; "Ben sizin hanınızım, bu da benim hanım.” demiştir. Hatun (khatun) eski Türkçede kullanılan ve “kraliçe” anlamına gelen kelimedir. Türk Tarihinde hiçbir zaman kadına “avrat” denilmemiştir.<br>Eski bir efsane de şöyle bir olay anlatılır- bu alan alıntıdır-:<br>            Şehrin yöneticisi, şehrin bütün erkeklerini toplayıp şöyle der; “Meydana iki çadır kurdurdum, biri siyah biri beyaz. Karısından korkanlar siyah çadıra; karısından korkmayanlar beyaz çadıra” girsin der. Erkeklerin hepsi siyah çadıra girerler, sadece biri beyaz çadıra girer. Yönetici sevinir: “Oh be der, bir delikanlı çıktı sonunda, getirin şu yiğidi de tebrik edeyim.” Adamı getirirler huzura, ona sorar yönetici, “Helal sana, nasıl oldu da girebildin o çadıra?” diye sorar. Adam, “Karım sıkı sıkı tembih etti. Sakın kalabalığa girme, dedi.” der.<br>            Yine başka bir yerde başka bir anekdot anlatılır…<br>            Hoca cemaate seslenir: “Hanımından korkan ayağa kalksın!”<br>            Herkes kalkar, sadece biri yerinde oturur.<br>Hoca sorar: “Sen hanımından korkmuyor musun?”<br>Adamın sesi titreyerek “Hanım lafını duyunca dizlerimin bağı çözüldü, kalkamıyorum.” der.</p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ailede Önce Eş Gelmeli, Huzurun Temeli Güvendir</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ailede-once-es-gelmeli-huzurun-temeli-guvendir</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ailede-once-es-gelmeli-huzurun-temeli-guvendir</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 06:47:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>ailede eş mi çocuk mu önce gelir, mustafa çifci aile üzerine sözleri, mutlu evlilik için güven neden önemli, sevgi ve sadakat aileyi nasıl etkiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Mutluluğun kaynağı evde başlar.<br>Mutlu bir yuva her şey demektir…<br>Evdeki huzurun kadar yaşarsın hayatın güzelliğini<br>Mutluysan her şey güzeldir; insanlar güzeldir, işler kolaydır.<br>Mutsuzsan eğer, her şey kötüdür!<br>İnsanlar kötüdür, yalancıdır, içten pazarlıklıdır, güvenecek kimse yoktur!<br>Dünya yaşanması zor bir yerdir, her şey zordur, güçtür…<br>*<br>Evde önce eş gelmeli, sonra çocuklar…<br>Çünkü hastane odasına düşmeye görün!<br>Pijamanızı değiştirecek tek kişi eşiniz olacaktır…<br>İnsana en yakını eşi olmalıdır.<br>Eşinizden sakladığınız bir sır olmasın,<br>Gizli, saklı bir dolap çevirmeye değmez inanın,<br>Üstelik güvenin yıkımı en acı yıkımdır…<br>Sır olacak işler yapmaya,<br>Yüzüne söylenemeyen sözlerin başkasına söylenmesine,<br>Hiç gerek yoktur…<br>*<br>Unutma ki, en harika kadın senin karın, senin kocandır<br>En güzel kadın da senin kadınındır!<br>Kalbini, gönlünü, gözünü ve ellerini yıkamakla gitmeyecek kadar kirletme<br>Fayda etmez son pişmanlığın ele güne rezil olursun, değerin düşer ayaklar altına<br>Sevginin ahı bulur sonra seni, peşini bırakmaz<br>Cefayı çeken de sen, acıyı çeken de sen olursun<br>Vefayı ise ödeyemezsin, borcun kalır…<br>Sonra ne unutabilir ne de unutturabilirsin bazı şeyleri,<br>Yüreğini de avutamazsın bir boşluk olur avuçlarının içinde<br>Tutmak istedikçe uzaklaşırsın…<br>Yanında olmak istedikçe kaybedersin<br>Ve unutma, huzur da öyle kolay bulunmaz hiçbir zaman<br>Kimi yoklukta doya doya yaşar sevdasını<br>Kimisi bolluğun içinde bulamaz candan bir seveni…<br>*<br>Sevmek,<br>İnsanları olduğu gibi kabul edebilmektir.<br>Sevgi ve aşk dünyadaki en büyük güçtür,<br>Şiddet, bu duyguların eksikliğinden çıkar!<br>Ve aşk, tüm insanlara yakışan en güzel duygudur…<br>Doya doya,<br>Kana kana,<br>Avuç dolusu bir çeşmeden su içer gibi..<br>Hepimize kısmet olsun aşkın şerbeti<br>Ve mutlu bir yuva...</p>
<p></p>
<p data-start="2230" data-end="2391"><strong data-start="2230" data-end="2242"></strong></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adamlık Öncelikle Haddini Bilmekle Başlar</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/adamlik-oncelikle-haddini-bilmekle-baslar</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/adamlik-oncelikle-haddini-bilmekle-baslar</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:35:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>mustafa çifci adam olmak yazısı ne anlatıyor, adamlık nedir mustafa çifci görüşleri, aile içinde adam olmak ne demek, adamlık ve saygı ilişkisi nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ADAM OLMAK<br> <br>Hani hep duyarız, “O adamdır” derler.<br>Bazıları içinde, “O adam değildir” derler.<br>Adam olmanın anlamı nedir?<br>İnsanın değeri bilgisiyle ölçülür ama şunu da unutmamak gerekir,<br>Toplumda, iş yerlerinde, aile ve akraba çevresinde,<br>İnsanın değeri, adamlığı ile ölçülür.<br>Adamlık ise,<br>Öncelikle haddini bilmekle başlar…<br>Hoşgörülü olabilmesi,<br>Terbiyeli, saygılı davranışı<br>Nazik ve kibar oluşu<br>Adamlığının seviyesini tayin eder.<br>Bu saygının diploma ile ilgisi yoktur.<br>Bu yüzden kişinin olgunlaşması son derece önemlidir.<br>Ve işler bir şekilde yürür,<br>Önemli olan ilişkileri adam gibi yürütebilmektir.<br>Aile içinde adam olmak ise…<br>Kadınına,<br>Anasına- babasına<br>Kardeşlerine<br>Yuvasına sahip çıkmakla aynı anlama gelir.<br>Sahip çıkma, duygusal bütünleşmeyle mümkündür.<br>Bu bütünleşme olmadığı sürece eşler kendi içlerinde yalnızlık çekecekler ve adım adım ayrılığa doğru giderler. <br>Bu bütünleşmenin olmadığı yerde her şeyin bir fiyatı vardır, alınır satılır.<br>Oysa bir öpücüğün, tatlı bir bakışın, sımsıkı bir sarılışın bedeli ölçülmez, alınıp satılmaz.<br>Adamlığın olduğu yerde güvenin dağlarına hiçbir zaman kar yağmaz.<br>*<br>Eğer adam olamamışsa bir insan,<br>Sahip çıkamamışsa eline, beline, diline ve yuvasına<br>Ne kadar yakışıklı olursa olsun bir erkek,<br>Ne kadar güzel olursa olsun bir kadın<br>Ne adamın erkekliği beş para eder<br>Ne de kadının güzelliği.<br>Bu yüzden önemlidir adam olabilmek<br>Düzensiz, saygısız ve şımarıklar<br>Bizim toplumda adam sayılmazlar!<br><br></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: “14 Şubat Resmî Tatil Olmalı Tüm Toplum Sevgiyle Buluşmalı”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-14-subat-resmi-tatil-olmali-tum-toplum-sevgiyle-bulusmali</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-14-subat-resmi-tatil-olmali-tum-toplum-sevgiyle-bulusmali</guid>
<description><![CDATA[ Aşk yazarı Mustafa Çifci, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün resmî tatil ilan edilmesi gerektiğini savundu. Çifci, sevginin toplumsal huzur ve aile değerlerini güçlendireceğini, kadına şiddeti azaltmada rol oynayacağını belirterek işverenlerin çalışanlarına ikramiye ve akşam yemeği vermesinin toplumsal fayda sağlayacağını vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 13:48:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>14 şubat resmi tatil önerisi, mustafa çifci aşk yazısı, toplumda sevgi ve aile huzuru, kadına şiddeti azaltma yöntemleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgililer Günün tarihçesi MÖ 270 yılına kadar geriye gidiyor.<br>Sevgi; her şeyin başı, tüm canlıları kapsayan evrensel bir duygunun ortak adıdır...<br>            Her şey zamanla değişmiş, kendi benliğinden ödün vermiştir. Bir tek gerçek insan sevgisi, bir tek gerçek aşk, kendi özünden ödün vermemiştir. Ne yokluklar, ne sefaletler, ne kıyımlar, ne savaşlar sevgiyi yok edememiştir. Çünkü sevgi, insanın ruhu, yaşamın anlamı, paylaşmanın özüdür.<br>Öte yandan hayatı bir sanat gibi düşünürsek, insanın çektiği acıları, sevinçleri ve hüzünleri görmek o kadar da zor değildir; şiirlere, türkülere, destanlara bakmak yeterlidir. Tarihte hiçbir zaman insanoğlunun gözyaşı eksik olmamıştır. Nice anaların, babaların, çocukların yürekleri acının içinde yanmıştır.<br>                Bireyin huzursuzluğu toplumun genelini kapsar çünkü sevgi açlığı, toplumsal eşitsizlik ve ekonomik koşulların yetersizliği herkesi etkiler, eşit olmayan her şey kavgayı, şiddeti, karmaşayı doğurur. Eşit olmayan her şey sevgiyi öldürür, sevgi ölen yerlerde ise saygısızlık önüne geçilemeyen bir değer kaybı yaratır. Eşit dağıtılmayan servet bile aileyi parçalar.<br>Kavgalar,<br>Bitip tükenmeyen tartışmalar…<br>Sonu gelmeyen şiddet olayları!<br>Boşanmalar,<br>Savaşlar,<br>Hepsi çıkarlara göre şekil alır.<br>Bu değişmeyen kısır bir döngüdür.<br>Hüzünler, acılar bitmez oysa yaşam sonsuz değildir. Hepimiz her gün adım adım sona doğru yürüyoruz ve yaşamın bir tekrarı da yoktur. Her şey bir gün masal olacak, tarihsel olarak bugün yaşayanlardan ortalama 80 yıl sonra kimse kalmayacaktır.<br>Soru şudur; bu gerçeği bildiğimiz halde yeryüzünde yaşanan adaletsizlik, kavga, şiddet ne zaman bitecek?<br>Bu sorunun bir cevabı henüz yoktur.  <br>Sorunun cevabı bilinmez çünkü insanlık tarihi henüz kalıcı mutluluk yolunu ve kendi anlamını bulamamıştır.<br>Örneğin hayvanlarına sahip çıkamayan, kötü davranan bir toplumda gerçek sevgi yaşanır mı?<br>Hayır!<br>Yaşanmaz çünkü sevgi bir bütünseldir.<br>Bir yerde hayvanlara şiddet varsa, orada kadına, kıza da şiddet vardır çünkü şiddetin kadını kızı, çocuğu olmaz tüm canlıları kapsar.<br>Oysa yaşam basittir, nettir.<br>Acımasız, merhametsiz ve şımarık insanlar parklardaki çiçekleri dahi koparır, kedi köpeğe tekme atarlar... Eğitimsiz, aile terbiyesi almamış deyin, ne derseniz deyin bazı soruların cevapları yoktur.  <br>                *<br>                14 Şubat Sevgililer Günü, adı bile insana bir huzur veriyor…<br>Bu özel gün resmî tatil ilan edilmelidir.<br>                Tüm iş yerleri bu özel günde çalışanlarına bir maaş ikramiye ile iki kişilik akşam yemeğini karşılamalıdır. Bu eylem, toplumda bir gelenek haline dönüşmeli, iş yasasında yasal hak olarak güvence altına alınmalıdır. İşverenler çalışanına bir ikramiye ile iki kişilik yemek hediye etmekle bir şey kaybetmezler, kazanırlar çünkü bu insana yapılan bir yatırım olacaktır. Aile huzurunu arttıracak, sevgiye heyecan katacak, bekarları evliliğe teşvik edecek, toplumsal farkındalık sağlayacaktır. Bunun hayata geçirilmesi kadına şiddeti azaltmada önemli ölçüde bir katkı sağlayacaktır.<br>                Kadına değer vermek, hediye almakla, çiçekle böcekle olmaz!<br>Pahalı hediyeler sevginin bir ölçüsü değildir.<br>14 Şubat resmî tatil ilan edilmiş olsa hem tüm Dünya’da ses getiren bir eylem, hem de aile hayatında bir yenilik yapılmış olur…<br>Bu özel gün kutlu olsun, yeryüzüne hoş görü ve sevgi egemen olsun.<br>Bir an evvel insanın insanla olan kavgası, insanın insana yaptığı kötülükler yok olsun.<br>                Mutluluk ve başarı eşlerin birbirine uyumuyla başlar…<br>Birilerinin kalbine hüznü ekerek mutluluk bulunmaz!<br>Başkalarına acı yaşatırsak bize de huzur gelmez.<br>Size ait olmayan bir sevdanın peşinden koşup ellerinizi değil, ruhunuzu kirletmeyin çünkü bazı lekeleri temizleyecek bir malzeme henüz icat edilmedi.<br>En güzel olan kendi sevgiliniz,<br>En güzel kadın sizin karınız, en güzel adam sizin kocanızdır.<br>En güzel kokulu çiçek ise kendi karınızın kokusudur.<br>Dünya’nın en muhteşem kokusu ise bir bebeğin kokusudur.<br>Son sözümü ise şöyle bitiriyorum…<br>Ey güzel insanlar…<br>Yüreğiniz her ne yaşarsa yaşasın asla iyi olmaktan vazgeçmeyin.<br>İyilik iyiliktir.<br>Ne iyilikler unutulur bu dünya da ne de kötülükler…<br>Sevgiyle kalın…<br>Sevgiyi nefrete döndürmeden, kıymetini bilerek yaşayalım…<br>Geçmişe baktığımızda sevdamızla, aşkımızla, işimizle, gücümüzle, ailemizle her ne yaptıysak gururla sahip çıkabileceğimiz bir yaşam hepimizin olsun…<br>Sevgi gününüz kutlu olun…<br><br></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: “Bu kış çok sert geçecek, bu önlemi mutlaka alınız”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-bu-kis-cok-sert-gececek-bu-oenlemi-mutlaka-aliniz</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-bu-kis-cok-sert-gececek-bu-oenlemi-mutlaka-aliniz</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 10:03:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>aşk yazarı mustafa çifci yazısı, kızılderililer kış hikâyesi, sert kış anlatımı mizah, bilgi ve algı döngüsü örneği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>BU KIŞ ÇOK SERT GEÇECEK BU ÖNLEMİ MUTLAKA ALINIZ!<br> <br>Kızılderililer sonbaharda yeni seçilen genç büyücüye gidip sorarlar:<br>- Bu kış nasıl geçecek?<br>Modern dünyanın adetleriyle yetişmiş genç büyücü eskilerin sırlarını bilmediği için kışın nasıl geçeceği konusunda hiçbir fikre sahip değildir.<br>Ne olur ne olmaz diye işi sağlama almak ister…<br>Meteoroloji merkezini arar:<br>“Bu kış sert geçecek!” diye sorar….<br>Meteorolog, “Sert geçecek gibi görünüyor” der.<br>Bu söz üzerine genç büyücü kabileye haber gönderir:<br>“Kış sert geçebilir, önleminizi alın.” der.<br>Kabile odun toplamaya başlar.<br>*<br>Genç büyücü bir süre sonra meraklanıp meteorolojiyi yine arar:<br>- Bir gelişme var mı, durum nedir?<br>Yetkili cevap verir:<br>- Valla bu kış daha öncekilere benzemeyecek galiba.<br>Bu kış çok sert geçecek, der...<br>Bu söz üzerine genç büyücü de tekrar kabileyi toplar:<br>“Daha çok odun toplayın, kış çok sert geliyor!” der.<br>Kabile ormana yayılır, harıl harıl odun toplamaya başlarlar.<br>*<br>Bir süre sonra büyücü meteorolojiyi tekrar arar.<br>- Bir değişiklik var mı?<br>Yetkili “Valla ben böylesini görmedim. Feci bir kış geliyor” der.<br>Genç büyücü “Hayret!” der,<br>“Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?”<br>Meteorolog, biraz da endişeyle;<br>“Kızılderililer harıl harıl odun topluyorlar. Hiç bu kadar toplamamışlardı. Kış çok sert geçecek”, der…<br>Genç büyücü yeni haber salar kabilesine, “Daha çok odun toplama devam edin” der.<br>(Yazarın notu: Bu güzel anlatım internet ortamından ulaştığı için yazarını bilemediğim için yazamadım. Konuyu, egitimhane.com, parananalizi.com sitelerinde başka yazarlar tarafından ele alınmış. Kendi yazım tekniğine göre yeniden yazdım.)</p>
<p></p>
<p data-start="2193" data-end="2319"></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: “İyi ve kötü insanın farkı, iç dünyasında taşıdığı değerlerle ortaya çıkar”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-iyi-ve-koetu-insanin-farki-ic-dunyasinda-tasidigi-degerlerle-ortaya-cikar</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-iyi-ve-koetu-insanin-farki-ic-dunyasinda-tasidigi-degerlerle-ortaya-cikar</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 03:23:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>aşk yazarı mustafa çifci kimdir, iyi ve kötü insan farkı nedir, sevgi ve insan davranışları, mustafa çifci deneme yazısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ VE KÖTÜ İNSANIN FARKI NEDİR?<br> <br>Yaşamın kuralları asla değişmez, evrenseldir.<br>“Sır insanın içindedir” der bütün kutsal yazıtlar.<br>O yaşına kadar dışarıdan ne almışsa ne yüklenmişse<br>Sadece onu verir insanoğlu.<br>Felsefi yaklaşıma göre de,<br>“İnsan, içinde ne varsa onu yansıtır” der<br>Yaptıkları, davranışları ve sözleri aynadaki kendisidir.<br>Kendi içinde olmayanı ne söyleyebilir,<br>Ne yazabilir ne de gösterebilir.<br> <br>Utanç duyguları varsa eğer bir insanın içinde<br>Utandıran sözler söyler.<br>Bilmeden zayıf yönleri gösterir<br>Şakaları bile belden aşağısına dayanır.<br>Kendisi zevkle anlatsa da dinleyenler utanır.<br>Aldatma, kandırma, yalan ve hile işlerini<br>Bir başarı gibi göstermeye çalışır.<br> <br>Gurur duyduğu bir başarısı yoksa<br>Başarılı olanlara kıymet vermeyen bir hal sergiler<br>Her şeyi basit gösterip değersizleştiren sözler söyler<br>Öfke varsa yüreğinde<br>Sürekli küçümser karşı tarafı, zayıf göstermek için çabalar<br>Kızgınlık varsa<br>En iyi yaptığı şey suçlamak olur.<br>Her şeyin suçunu karşı tarafta arar.<br>Yetersizlik varsa,<br>Her şeyi eleştirir, kusur bulur, eksik bulur, hatayı büyütür.<br>Olmaz der, yanlış der, kötü der<br>Altın olsa teneke der<br>Der demesine ama bir çözümde üretemez…<br>*<br>Sevgi varsa ne olur?<br>Her şey muhteşem olur<br>Tutkuyu yaşatır insana,<br>Güzel yanları bulup ortaya çıkarır,<br>Küçük sevinçleri büyütür,<br>Önem verir<br>Değer verir<br>Güven verir<br>İnsana yaşam sevinci verir.<br>*<br> <br>Daha fazla sevgi değil istediğimiz, bunlara doyar insanoğlu<br>Anlayabilen, değer verebilen, sevinçleri büyüten<br>İnsanlar lazım hepimize<br>Çünkü böyle insanlarla anlamını bulur yaşam<br>Başarının keyfi bile iyi insanların yanında çıkar<br>İyilerin yanında anlamını bulur sevgi<br>İyi insanlar iyiliği, güzelliği<br>Kötüler, stresi, kavgayı, karmaşayı yaşatır<br>İyi insanlar daha iyisini bulduğunda rekabet değil iş birliği yapar<br>İyi insanlar geçmiş kötüleri yüzümüze değil<br>Ders alıp daha iyi olmamız için yol gösterirler<br>Bizim bilgimizle kendini geliştirip,<br>Kendi tecrübesiyle bizi büyütürler<br>Farkı budur iyi ile kötü insan olmanın<br>İnsanı bitiren; zayıf karakterli, erdemsiz, bencil<br>İyilikten anlamayan nankör ve şımarık insanlardır.<br>Bunlar terbiyesiz, ahlaksız, yüzsüz olanlardır.<br>Ve bu insanların yükü öyle ağırdır ki, yakınlarını bile hasta ederler.<br>*<br>Şimdi çevremize bakalım!<br>Nasıl davranıyoruz?<br>Bize nasıl davranılıyor?<br><br></p>
<p data-start="2685" data-end="2816"></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: “Barkoda Bakın Hangi Ülkenin Malını Aldığınızı Görün”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-barkoda-bakin-hangi-ulkenin-malini-aldiginizi-goerun</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-barkoda-bakin-hangi-ulkenin-malini-aldiginizi-goerun</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:07:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>barkod ülke kodları nedir, 869 barkod hangi ülkeye ait, barkoddan ürün menşei nasıl anlaşılır, mustafa çifci barkod yazısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>BARKODA BAKIN HANGİ ÜLKENİN MALINI ALIYORSUNUZ?<br> <br>Her ürünün bir adı, bir numarası vardır.<br>Her insanın bir adı gibi,<br>Her malın bir barkod numarası var.<br>Barkod numaraları o malın ya da ürünün hangi devlete, hangi firmaya ait olduğunu gösteriyor.<br>Barkod, ürünlerin tanınmasını ve takibini kolaylaştırmak için kullanılan bir dizi çizgi ve sayılardan oluşan bir sistemdir.<br>Bu ayrım barkodun ilk üç rakamında yazılıyor.<br>869- Türkiye- Bizim barkod kodumuzdur.<br>İçtiğiniz sigaranın barkoduna bakın.<br>Kullandığınız eşyaların markalarına bakın.<br>Satın aldığınız ürünlerin barkodlarına bakın.<br>Yaptığınız tüm alışverişlerde aldığınız malın barkoduna bakın, kontrol edin, hangi devletin malını alıyorsunuz, o malzeme nereden gelmiş?<br>*<br>Barkod, karakterlerin (bunlar rakam ve/veya harf olabilir), uygun okuma araçlarıyla okunup deşifre edilmesi ve basılı bir formda ifade edilmesinin bir yoludur.<br>Çeşitli barkod tipleri (semboloji) ve bu barkodları okuyacak değişik teknolojiler mevcuttur.<br>Bir barkodun içeriği esasında kodlanmış karakterlerdir.<br>Barkodu okuma veya deşifre işlemi, şifrelenmiş harfleri veya karakterleri şifre çözücünün bağlı olduğu bilgisayar sisteminde uygun hale getirebilmektir.<br> <br>Barkod 13 hanelidir.<br>İlk üç hane ülke kodu,<br>Sonraki dört hanesi firma kodu,<br>Sonraki beş hanesi ürün kodu ve son karakter (check digit) kontrol karakteridir.<br>Barkod etiketi kısaca, ürünün ne olduğu, hangi firmaya ait olduğu, fiyatı gibi bilgileri içerir.<br>Barkod Ülke Kodları<br> <br> <br>ÜLKE<br> ADI<br>ÜLKE<br> KODU<br> <br> <br>Rusya<br>46<br> <br> <br>Birleşik<br>Krallık (UK)<br>50<br> <br> <br> <br>Belçika - Lüksemburg<br>54<br> <br> <br>Danimarka<br>57<br> <br> <br>Finlandiya<br>64<br> <br> <br>Norveç<br>70<br> <br> <br>İsveç<br>73<br> <br> <br>İsviçre<br>76<br> <br> <br>İspanya<br>84<br> <br> <br>Hollanda<br>87<br> <br> <br>Avustralya<br>93<br> <br> <br>Yeni<br>Zelanda<br>94<br> <br> <br>Tayvan<br>471<br> <br> <br>Estonya<br>474<br> <br> <br>Letonya<br>475<br> <br> <br>Azerbaycan<br>476<br> <br> <br>Litvanya<br>477<br> <br> <br>Sri Lanka<br>479<br> <br> <br>Filipinler<br>480<br> <br> <br>Ukrayna<br>482<br> <br> <br>Moldova<br>484<br> <br> <br>Ermenistan<br>485<br> <br> <br>Gürcistan<br>486<br> <br> <br>Kazakistan<br>487<br> <br> <br>Hong Kong<br>489<br> <br> <br>Yunanistan<br>520<br> <br> <br>Lübnan<br>528<br> <br> <br>Kıbrıs<br>529<br> <br> <br>Makedonya<br>531<br> <br> <br>Malta<br>535<br> <br> <br>İrlanda<br>539<br> <br> <br>Portekiz<br>560<br> <br> <br>İzlanda<br>569<br> <br>Polonya<br>590<br> <br>Romanya<br>594<br> <br>Macaristan<br>599<br> <br>Mauritius<br>609<br> <br>Fas<br>611<br> <br>Cezayir<br>613<br> <br>Tunus<br>619<br> <br>Mısır<br>622<br> <br>Ürdün<br>625<br> <br>İran<br>626<br> <br>İsrail<br>729<br> <br>Dominik<br>Cumhuriyeti<br>746<br> <br>Meksika<br>750<br> <br>Venezuela<br>759<br> <br>Kolombiya<br>770<br> <br>Uruguay<br>773<br> <br>Bolivya<br>777<br> <br>Arjantin<br>779<br> <br>Şili<br>780<br> <br>Paraguay<br>784<br> <br>Ekvator<br>786<br> <br>Brezilya<br>789<br> <br>Küba<br>850<br> <br>Slovakya<br>858<br> <br>Çek<br>Cumhuriyeti<br>859<br> <br>Yugoslavya<br>860<br> <br>Türkiye<br>869<br> <br>Güney Kore<br>880<br> <br>Tayland<br>885<br> <br>Singapur<br>888<br> <br>Hindistan<br>890<br> <br>Vietnam<br>893<br> <br>Endonezya<br>899<br> <br>Malezya<br>955<br> <br>Uluslararası<br>Periyodik<br>Yayınlar İçin<br>977<br> <br>Uluslarası<br>Standart<br>Kitap<br>Numarası<br>978<br> <br>Uluslararası<br>Müzik Numarası<br>979<br> <br>Usa &amp; Canada<br>ABD<br>00-13<br> <br>Yerel Kullanım<br>(Depo, Ambar)<br>20-29<br> <br>Fransa<br>30-37<br> <br>Japonya<br>45-49<br> <br>İtalya<br>80-83<br> <br>Avusturya<br>90-91<br> <br>Almanya<br>400-440<br> <br>Güney Afrika<br>600-601<br> <br>Çin<br>690-692<br> <br>Guatemala<br>El Salvador<br>Honduras<br>Nikaragua<br>Kosta - Rika<br>Panama<br>740-745<br> <br>Peru<br>775-785</p>
<p></p>
<p data-start="2101" data-end="2234"></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci’den Yeni Yıl Mesajı: “Dostlukla, Sevgiyle, Merhametle, Aşkla Gel Yeni Yıl”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifciden-yeni-yil-mesaji-dostlukla-sevgiyle-merhametle-askla-gel-yeni-yil</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifciden-yeni-yil-mesaji-dostlukla-sevgiyle-merhametle-askla-gel-yeni-yil</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 01:15:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>mustafa çifci yeni yıl mesajı, aşk yazarı mustafa çifci kimdir, yeni yıl sevgi ve dostluk mesajı, edebiyatta yeni yıl yazıları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk yazarı <strong data-start="424" data-end="441">Mustafa Çifci</strong>, yeni yıla girerken kaleme aldığı duygu yüklü mesajıyla okurlarına sevgi, dostluk ve insanî değerler üzerine çağrıda bulundu. Çifci, emeğe, dostluğa, sevgiye ve aşka yönelik ihanetlerin sürdüğünü bilsek de umudu diri tutmanın önemine dikkat çekti.</p>
<p></p>
<p data-start="691" data-end="1070"><strong data-start="691" data-end="736">“Sevgi Olmadan Yaşamak Güneşi Unutmaktır”</strong><br>Mustafa Çifci, sevgi duygusunu hissetmeden yaşamanın mümkün olmadığını vurgulayarak, “Çünkü sevgi duygusunu hissetmeden yaşamak, güneşi unutup ay ışığıyla yetinmek gibidir.” ifadesini kullandı. Çifci, gecenin ne kadar aydınlık olursa olsun gündüzün yerini tutamayacağını belirterek, sevginin hayatın merkezinde yer aldığını kaydetti.</p>
<p data-start="1072" data-end="1418"><strong data-start="1072" data-end="1098">Erdem ve Güven Vurgusu</strong><br>Mesajında insan ilişkilerine de değinen Çifci, iyi insan olmanın ölçüsünü erdem ve güven üzerinden tanımladı. Çifci, “İyi insan demek, iyi günde alınan dost sırlarını kötü günde ortalığa sermeyen insandır.” değerlendirmesinde bulunarak, komşular arasında kurulan güvenin toplumsal değerlerin temeli olduğunu ifade etti.</p>
<p data-start="1420" data-end="1683"><strong data-start="1420" data-end="1465">“Tüm Güzel Şeyler Güzel İnsanları Bulsun”</strong><br>Yeni yıl dileklerini sıralayan Mustafa Çifci, sağlık, huzur, değer görmek ve sevgiyle çevrili bir hayat temennisinde bulundu. Çifci, “Hep iyi olun, her zaman çok daha, çok çok iyi olun.” sözleriyle çağrısını yineledi.</p>
<p data-start="1685" data-end="1927"><strong data-start="1685" data-end="1712">Yeni Yıla Duygusal Veda</strong><br>Yazısının sonunda geçen yıla veda eden Çifci, zamanın akışına dikkat çekti. Çifci, “Bir takvim yaprağı gibi, ömürler bitiyor.” ifadeleriyle yeni yılın dostluk, sevgi, merhamet ve aşkla gelmesi temennisinde bulundu.</p>
<p>Emeğe,<br>Dostluğa,<br>Sevgiye ve aşka ihanetin sürüp gideceğini,<br>Değişen hiçbir şeyin olmayacağını biliyor olsak ta,<br>Sağlıklı ve huzurlu bir yıl herkesin, hepimizin olsun<br>Aşkın ve sevginin sihirli büyüsü,<br>Yaşamın doyumsuz tadı yüreğimizden yok olmasın…<br>Çünkü sevgi duygusunu hissetmeden yaşamak,<br>Güneşi unutup ay ışığıyla yetinmek gibidir.<br>Oysa gece ne kadar aydınlık olursa olsun, gündüz gibi aydınlık olabilir mi?</p>
<p>*<br>İyi insan demek, iyi günde aldığı dostlarının özel sırlarını kötü gün de ortalığa sermeyen insan demektir. Erdem sahibi olabilmek bunu gerektirir. Komşularımız bize evlerinin anahtarını tatile giderken verebiliyorlarsa biz güvenin kalelerini kurmuşuz demektir. <br>*<br>Ey güzel insanlar…<br>İşleriniz güçleriniz hep rast gitsin,<br>Zenginlikleriniz,<br>Varlıklarınız,<br>Sevenleriniz,<br>Kıymet görüp değer verdikleriniz,<br>Sağlıklı günleriniz<br>Hep çoğalsın, hep artsın.<br>Ey güzel insanlar;<br>Tüm güzel şeyler sizi bulsun.<br>Hep iyi olun, her zaman çok daha, çok çok iyi olun.<br>*<br>Güle güle yaşanıp biten yıl...<br>Güle güle hayatımızdan eksilen günler...<br>Dostlukla,<br>Sevgiyle,<br>Merhametle,<br>Aşkla gel yeni yıl.<br>Çünkü elde bir şey kalmıyor…<br>Bir takvim yaprağı gibi,<br>Ömürler bitiyor….</p>
<p data-start="1929" data-end="2066"></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: “Sezar, İskender, Napolyon Ayağa Kalkınız, Büyüğünüz Geliyor” Yazısıyla Atatürk’ün Ölümsüz Liderliğini Anlattı</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-sezar-iskender-napolyon-ayaga-kalkiniz-buyugunuz-geliyor-yazisiyla-ataturkun-olumsuz-liderligini-anlatti</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-sezar-iskender-napolyon-ayaga-kalkiniz-buyugunuz-geliyor-yazisiyla-ataturkun-olumsuz-liderligini-anlatti</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 11:37:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>mustafa çifci kimdir, sezar iskender napolyon ayağa kalkınız sözü kime aittir, atatürk hakkında italyan profesörün sözü, alman profesör atatürk ölümü tepkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<article>
<h2>“SEZAR, İSKENDER, NAPOLYON AYAĞA KALKINIZ, BÜYÜĞÜNÜZ GELİYOR!”</h2>
<p>Yaşanan olaylarda söylenmiş, tarihi anlara tanıklık etmiş, insanın içini titreten sözler vardır… Bu yazı onlardan birisi… Bazı yazılara yorum yapmak son derece gereksizdir… Yorum yapmaya, ek yapmaya gerek olmayan bir derlemedir bu yazı…</p>
<h3>Asaf İlbay’ın Anlattığı O An</h3>
<p>Asaf İlbay, Atatürk’ün çocukluk arkadaşıdır ve ölüm haberini aldığı sırada İtalya’dadır. Haberi alır almaz ilk trenle İstanbul’a gitmek için istasyona gider.</p>
<p>Asaf İlbay’ın yanında bulunan başka bir Türk arkadaşı, bir İtalyan profesörünün Atatürk’e dair yazdığı bir yazıyı Asaf’a tercüme eder:</p>
<blockquote>
<p>“11 Kasım 1938’de İtalyan radyosunda bir ses şöyle söylüyordu; ‘Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkınız, büyüğünüz geliyor’.”</p>
</blockquote>
<h3>Alman Profesörün 10 Kasım Sabahı</h3>
<p>İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’nde olan Alman profesör 10 Kasım 1938 sabahı 9’u 5 geçe yaşanan tarihi ve acı olayı duyar. O gün dersi vardır; ancak derse girip girmeme arasında kararsızdır.</p>
<p>O sırada aklına rektöre gidip konuşmak gelir. Rektörün yanına gider ve:</p>
<blockquote>
<p>“Efendim, mütereddidim. Acaba ne yapsam?”</p>
</blockquote>
<p>der. Rektörün yanıtı ise şöyledir:</p>
<blockquote>
<p>“Sizde büyük bir adam ölümce ne yaparlarsa, onu yapın.”</p>
</blockquote>
<p>Bunun üzerine Alman profesör kollarını iki yana açıp şu tarihi cümleyi söyler:</p>
<blockquote>
<p>“Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki...”</p>
</blockquote>
<h3>Atatürk’ün Evrensel Değeri</h3>
<p>Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihteki rolünü, değerini, ileri görüşlülüğünü, liderliğini anlatmaya bile gerek yoktur! Çünkü bunu tüm Dünya ülkeleri bilirler! Hem de o kadar iyi bilir ki bir Alman profesörün 10 Kasım 1938 sabahı yaşadıkları ve kısa sözleri çok şey ifade eder.</p>
<h3>Atatürk Sevgisi ve Vatan Sevgisi</h3>
<p>Atatürk’ü sevmek vatan sevmektir. Vatan sana minnettar Büyük Atatürk.</p>
<p>Atatürk sevgisi bir düşünce sistemi, bir yönetim şeklidir. Atatürk’ü sevmemek, Yüce Türk Milletine saygı duymamaktır.</p>
<p>Atatürk, tüm siyasi fikirlerin üstündeki bir isimdir. Atatürk, vatan kuranın adıdır. Cumhuriyetin adıdır Atatürk…</p>
<h3>10 Kasım’ın Manası</h3>
<p>Her 10 Kasım ise, Türkiye‘de hayatın iki dakika durduğu günün adıdır.</p>
</article>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: “En Mutlu Aile Zamanı, Kimsenin Evden Ayrılmadığı Zamandır”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-en-mutlu-aile-zamani-kimsenin-evden-ayrilmadigi-zamandir</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-en-mutlu-aile-zamani-kimsenin-evden-ayrilmadigi-zamandir</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 13:35:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>mustafa çiftci kimdir, en mutlu aile zamanı yazısı, aile sevgisi üzerine yazılar, aile birliği ve mutluluk teması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk temalı eserleriyle tanınan <strong data-start="581" data-end="598">Mustafa Çifci</strong>, “En Mutlu Aile Zamanı” başlıklı yazısında, <strong data-start="643" data-end="685">aile içi sevgi, birliktelik ve özlemin</strong> insan hayatındaki en kalıcı değerler olduğunu dile getirdi. Çifci, insanın en mutlu olduğu dönemin, <strong data-start="786" data-end="851">ailenin dağılmadığı, herkesin aynı sofrada buluştuğu zamanlar</strong> olduğunu belirtti.</p>
<p data-start="874" data-end="1254"><strong data-start="874" data-end="904">“Mutluluk, Huzur Demektir”</strong><br data-start="904" data-end="907">Çifci, yazısında annesinin “Geride sadece güzel şeyler kalacak, en büyük değer ailedir.” sözleriyle aile huzurunun önemine vurgu yaptı. Ailesiyle paylaştığı akşam sofralarını hayatının en kıymetli anları olarak niteleyen yazar, “Şimdi her şeyim var; ama tercihim istense o gecenin huzurunu her şeye değişirim.” ifadeleriyle duygularını paylaştı.</p>
<p data-start="1256" data-end="1625"><strong data-start="1256" data-end="1285">Aile Değerleri ve Değişim</strong><br data-start="1285" data-end="1288">Yazar, zamanla aileye yeni yüzlerin katılmasıyla <strong data-start="1337" data-end="1392">ilişkilerdeki denge ve duygusal yapının değiştiğini</strong> anlattı. Evlilik, miras, maddi kazanç gibi etkenlerin aile bağlarını nasıl etkilediğini irdeleyen Çifci, “Miras aileyi dağıtabilir, huzuru yok edebilir.” diyerek paranın insan ilişkileri üzerindeki dönüştürücü gücüne dikkat çekti.</p>
<p data-start="1627" data-end="1985"><strong data-start="1627" data-end="1662">“Mutlu Aile En Büyük Başarıdır”</strong><br data-start="1662" data-end="1665">Çifci, mutluluğun paylaşarak büyüyen bir duygu olduğunu ifade ederek, “En büyük hazinemiz, mutlu ailemizdir. En büyük başarımız mutlu aileyi yaratabilmektir.” sözleriyle yazısını noktaladı. Anne ve babanın vefatıyla aile yapısının değiştiğini dile getiren yazar, öz ailenin yerini hiçbir bağın tutamayacağını belirtti.</p>
<p data-start="1987" data-end="2240"><strong data-start="1987" data-end="2014">Duygusal Bir Hatırlatma</strong><br data-start="2014" data-end="2017">Yazının sonunda içsel bir yalnızlık duygusuna yer veren Çifci, <strong data-start="2080" data-end="2160">“Bazen ansızın duygulanırım… Sığamam evlere, kalbimin hızı göğsümü ağrıtır.”</strong> sözleriyle, geçmişe ve kaybolan aile sıcaklığına duyduğu özlemi dile getirdi.</p>
<p data-start="1987" data-end="2240"> <br>İnsanın en mutlu olduğu aile zamanı hangi dönemdir?<br>En mutlu aile zamanı,<br>Evden kimsenin ayrılmadan<br>Hesaplar bölünmeden, paranın ortak olduğu,<br>Alışverişlerin ortak yapılıp aynı sofrada birlikte olunan zamanlardır…<br>Ve bazı anların tarifi yoktur; tüm ailenin bir yemek masasında buluşup<br>Neşe içinde yemek yemeleri gibi yaşanmadan anlatılamaz.<br>Askerden dönen bir çocuğun yaşattığı o gurur,<br>Elindeki kınasıyla evlenip ayrılan kızın garip hüznü,<br>Uzun zaman aradan sonra evine dönen bir baba ya da annenin<br>Çocuklarına sarılışındaki o sevginin, o mutluluğun tarifi…<br>Var mı?<br>Yok!<br>*<br>“Bizi biz yapan duygularımızdır”, demişti bir akşam yemeğinde annem,<br>“Geride sadece güzel şeyler kalacak, her şey değişecek,<br>Mutluluk, huzur demektir…<br>Mutlu yaşamalı ve birlikte yaşadıklarını da mutlu etmelisin<br>Bak aynı sofradayız;<br>Baban,<br>Ben,<br>Kız kardeşin,<br>Ağabeyin,<br>Bundan daha iyisi olur mu?<br>Bunun kıymetini bil, en büyük değer ailedir.”<br>*<br>O güzel günlerden bu yana aradan yıllar geçti…<br>Parasızlık içinde geçen yıllarımdı…<br>Dolmuşa para vermemek için yürüdüğüm uzun yollar,<br>Bakkaldan yarım aldığım ekmeğim…<br>Şimdi her şeyim var;<br>Param, pulum, evim, arabam…<br>Tercih yapmam istense,<br>Bütün bunları hiç düşünmeden<br>O gecenin sofrasına tercih ederim<br>Hem de hiç düşünmeden, her şeyimi o gecenin huzuruyla değişirim…<br>Çünkü öz aile; anne, baba, kardeştir.<br>Öz aile, kişinin öz yurdudur.<br>Eşten ayrılıp kopabilirsiniz ama öz ailenin mezarları bile aynı yerdedir.<br>*<br>Evlilikle beraber aileye yeni yüzler girer,<br>Yeni yüzler yeni ilişkileri, mutlulukları ve mutsuzlukları getirirler<br>Kimi sevgiler bölünür, kimi sevgiler biter, iç çatışmalar başlar<br>O güne kadar alışılmış davranışların kimisi korunur, kimisi hiçe sayılır.<br>Bazıları üzülür, bazıları yön değiştirir!  <br>Çok iyi bilirim ki,<br>Başarımıza en çok sevinen öz ailemizdir,<br>Derdimize en çok üzülen yine annemiz, babamız, kardeşimizdir…<br>Bizim aileye de sonradan katılan yeni yüzlerle değişmişti birçok şey,<br>Bundan sonra özlemini çektiğim o birlikteliği hiçbir zaman göremeyeceğim, bunu biliyorum...<br>Sadece “bizim olan, sadece biz” olan o ailemiz olmayacak artık. <br>Şu da çok doğrudur: kimi anların kıymeti içinde yaşanırken tam bilinmiyor,<br>Bazı değerler yitirildiğinde anlaşılıyor…<br>*<br>Mutluluk tek başına yaratılan bir şey değil.<br>Önce insanın yüreğinde yeşermesi gerekiyor.<br>Bu da yeterli gelmez, yeşeren mutluluk ağacının<br>Dal atması, çiçek açması, kokusunun etrafa dağılması gerekiyor.<br>*<br>Bir gerçek daha var;<br>Zamanla her insan değişebilir; bugün iyi olan yarın kötü olabilir<br>Örneğin miras işleri son derece hassas bir konudur,<br>Yüklü miras kaldığında ve birileri haksız bir durum olduğunu düşündüğü an,<br>Aile sevgisi zarar görür.<br>Miras aileyi dağıtabilir, huzuru yok edebilir.<br>Paranın insanları birbirinden uzaklaştırıp yakınlaştırma gücü vardır<br>Para; insanları birbirinden soğutabilir, yeni ilişkiler doğurabilir!<br>İnsanlardan uzaklaşmak insanı yalnızlığa sürükler…<br>Ve yalnız kalmış insan, toplumdan kopmuş insandır.<br>En büyük hazinemiz, mutlu ailemizdir.<br>En büyük başarımız mutlu aileyi yaratabilmektir.<br>Ve bir gün geriye baktığında tek göreceğin mutlu ailendir…<br>Ve öz ailemizde değişim olduğunda,<br>Anne- baba vefatından sonra,<br>Onlar için ne ben aynı kalacağım, ne de başkaları…<br>Çünkü anne- baba vefat edince,<br>Her şey değişiyor, her şey!<br>*<br>Bazen ansızın duygulanırım.<br>İçim dışım bir hoş olur. Sığamam evlere, kalbimin hızı göğsümü ağrıtır.<br>Kendime gelmem zaman alır; ya tek başına uzun yollarda yürümem, ya da yalnız bir parkın en dip köşesindeki bankta saatlerce oturmam gerekir…<br>Saatlerce ve tek başına…<br>Gün batımından gün doğana kadar</p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atatürk’ün Adını Yaşatan Çiçek: Dünyada Bir Liderin İsmini Taşıyan Tek Bitki “Atatürk Çiçeği”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ataturkun-adini-yasatan-cicek-dunyada-bir-liderin-ismini-tasiyan-tek-bitki-ataturk-cicegi</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ataturkun-adini-yasatan-cicek-dunyada-bir-liderin-ismini-tasiyan-tek-bitki-ataturk-cicegi</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 15:45:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>atatürk çiçeği hikayesi, atatürk çiçeği ismini kim verdi, poinsettia atatürk bağlantısı, 1935 cumhuriyet gazetesi atatürk çiçeği haberi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk’ün çok yönlü kişiliği, doğaya ve bilime duyduğu saygı dünya çapında yankı bulmaya devam ediyor. <strong data-start="721" data-end="739">Atatürk Çiçeği</strong>, yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini yaşatan simgesel bir bitki olarak biliniyor.</p>
<p data-start="879" data-end="1367"><strong data-start="879" data-end="917">İsmi Bilimsel Bir Teklifle Verildi</strong><br data-start="917" data-end="920">1933 yılında Vanderbilt Üniversitesi’nden Profesör <strong data-start="971" data-end="986">Kirk Landin</strong>, uzun uğraşlar sonunda kırmızı yapraklı yeni bir süs bitkisi geliştirdi. Bitkiye isim arayışı sırasında, Atatürk’ü daha önce tanıma fırsatı bulmuş bir başka profesör, onun doğa bilgisi ve bilimsel yaklaşımına duyduğu hayranlığı dile getirerek bu yeni türe “Atatürk” adının verilmesini önerdi. Teklif kabul edildi ve isim, dünya nebatat dairesine tescil edilmek üzere gönderildi.</p>
<p data-start="1369" data-end="1848"><strong data-start="1369" data-end="1410">Tarihi Gazete Haberiyle Belgelenmişti</strong><br data-start="1410" data-end="1413">8 Temmuz 1935 tarihli <strong data-start="1435" data-end="1458">Cumhuriyet Gazetesi</strong>, “Atatürk Çiçeği” başlığıyla haberi duyurdu. Şikago kaynaklı özel haberde, “Amerika’da yeni sarı bir çiçeğe Büyük Önderimizin adı verildi” ifadeleriyle Atatürk’ün adının bilim dünyasında ölümsüzleştirildiği aktarıldı. Haberde, Kayseri Amerikan Koleji’ni ziyareti sırasında Atatürk ile tanışan bir profesörün önerisiyle bu isim verildiği, teklifin oy birliğiyle kabul edildiği belirtildi.</p>
<p data-start="1850" data-end="2279"><strong data-start="1850" data-end="1897">Dünyada Bir Liderin Adını Taşıyan Tek Bitki</strong><br data-start="1897" data-end="1900">Atatürk Çiçeği (Euphorbia Pulcherrima), İngilizce adıyla <strong data-start="1957" data-end="1971">Poinsettia</strong>, anavatanı Meksika ve Orta Amerika olan özel bir bitkidir. Koyu kırmızıdan pembeye uzanan tonlarda yapraklarıyla dikkat çeken çiçek, dünya genelinde yılbaşı dönemlerinde en çok tercih edilen süs bitkilerinden biridir. Ancak onu diğerlerinden ayıran, bir liderin adını taşıyan <strong data-start="2248" data-end="2266">tek bitki türü</strong> olmasıdır.</p>
<p data-start="2281" data-end="2614"><strong data-start="2281" data-end="2319">Atatürk’ün Bilimsel Mirası Sürüyor</strong><br data-start="2319" data-end="2322">Araştırmacı yazar Prof. Dr. <strong data-start="2350" data-end="2378">İlknur Güntürkün Kalıpçı</strong>, Atatürk’ün “kültür antropoloğu” sıfatıyla tanımlanan tek dünya lideri olduğunu belirterek, “Atatürk yalnızca askerî dehasıyla değil, doğaya ve bilime olan duyarlılığıyla da insanlık adına iz bırakmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p data-start="2616" data-end="2759">Atatürk Çiçeği bugün hâlâ Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde onun anısını yaşatan sembolik bir değer olarak yetiştirilmeye devam ediyor.</p>
<p data-start="2761" data-end="2911"></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci’den Duygusal Şiir: “Beni Öyle Sev ki, İnsanlığım Tamam Olsun”</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifciden-duygusal-siir-beni-oyle-sev-ki-insanligim-tamam-olsun</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifciden-duygusal-siir-beni-oyle-sev-ki-insanligim-tamam-olsun</guid>
<description><![CDATA[ Yazar Mustafa Çifci, insanın sevgiyle yeniden varoluşunu anlattığı “Beni Öyle Sev ki, İnsanlığım Tamam Olsun” başlıklı şiirinde, aşkı sadece bir duygu değil, insan olmanın tamamlayıcısı olarak ele alıyor. Çifci’nin dizelerinde sevgi, geçmişin yaralarını saran ve insanı yeniden doğuran bir güç olarak işleniyor. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 23:06:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>aşk insanı nasıl dönüştürür, sevginin insan üzerindeki etkisi nedir, Mustafa Çifci yeni şiirinde hangi temaları işledi, “Beni Öyle Sev ki” şiirinin ana mesajı nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk temalı eserleriyle tanınan yazar Mustafa Çifci, yeni şiiri “Beni Öyle Sev ki, İnsanlığım Tamam Olsun” ile okurlarıyla buluştu. Şiir, sevginin dönüştürücü gücünü sade ve içten bir dille anlatıyor.</p>
<p></p>
<p data-start="660" data-end="926">Çifci’nin dizelerinde, aşk yalnızca iki kişi arasındaki bağ olarak değil, insanın iç dünyasını arındıran bir güç olarak yer alıyor. Şair, “Söküp at hüzünlerimi, korkularımı / Ellerinde yıka gözyaşlarımı” dizeleriyle sevginin iyileştirici yönünü ön plana çıkarıyor.</p>
<p data-start="928" data-end="1189">Eserde, sevginin farklı biçimleri de sembolik biçimde ele alınıyor. “Annem gibi çıkarsın olsun sevgin, babam gibi güç versin yanımda oluşun, kardeşim gibi içten olsun elimden tutuşun” dizeleri, sevginin aile bağlarını ve samimiyeti temsil ettiğini gösteriyor.</p>
<p data-start="1191" data-end="1424">Şiir, Çifci’nin diğer eserlerinde olduğu gibi umut, sadakat ve insani bütünlüğün altını çiziyor. “Beni öyle sev ki, insanlığım tamam olsun” dizesi, şiirin merkezinde yer alarak insanın sevgiyle tamamlanabileceği fikrini vurguluyor.</p>
<p>Uzun zaman oldu seni görmeyeli,<br>Yağmur bulutlarıyla gel bir akşamüstü<br>Sımsıkı sarılayım sana<br>Baştan sona yıka beni yağmurun altında<br>Söküp at içimde ne varsa<br>Söküp at hüzünlerimi, korkularımı<br>Ellerinle yıka gözyaşlarımı<br>Kalmasın acıya dair hiçbir leke<br>Karışsın sel sularına yalnızlığım<br>Beni öyle sev ki, aşk eski bir tarih olsun<br>Annem gibi çıkarsın olsun sevgin<br>Babam gibi güç versin yanımda oluşun<br>Kardeşim gibi içten olsun elimden tutuşun<br>Beni öyle sev ki, insanlığım tamam olsun...</p>
<p>İnanayım beni sevdiğine<br>Bir ömür boyu yanımda olacağına<br>Ser gözlerimin önüne ebemkuşağını<br>Beni olduğum gibi kabul et!<br>Bitmesin sevgimiz,<br>Bitmesin dostluğumuz<br>Bitmesin aşkımız<br>Muhtaç olmayalım başkalarına<br>Düşmeyelim sahte sevdalara<br>Beni Öyle Sev ki, Aşk Eski Bir Tarih Olsun<br>Beni öyle sev ki, insanlığım tamam olsun...<br>Beni öyle çok sev ki, bu sevgiye bu can feda olsun…</p>
<p data-start="1426" data-end="1609"><strong data-start="1426" data-end="1438"></strong></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Yazarı Mustafa Çifci: &amp;quot;Okumak bir erdemdir, insanın dünyasını genişletir&amp;quot;</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-okumak-bir-erdemdir-insanin-dunyasini-genisletir</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/ask-yazari-mustafa-cifci-okumak-bir-erdemdir-insanin-dunyasini-genisletir</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 15:14:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>okumak neden bir erdem olarak görülüyor, Mustafa Çifci okumayan toplumlar hakkında ne düşünüyor, sanatın birey üzerindeki etkisi nedir, eğitim ve mutluluk arasındaki bağ nasıl açıklanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>OKUMAK BİR ERDEMDİR</strong><br> <br>İnsanlar okuyarak bilgi sahibi olabilirler.<br>Her bir kitapta biraz daha genişler düşünce dünyamız ve o güne kadar bilmediğimiz şeyleri öğreniriz.<br>Ortak bir noktada karar vermenin yolu yine en çok okumaktan geçer…<br>Çünkü edindikleri bilgiyi kültür olarak çevrelerine, ailelerine, arkadaşlarına, dostlarına, sevdiklerine aktarırlar.<br><br>Hepimiz bu dünyayı düşünebildiğimiz kadar yaşarız.<br>Bilmediğimiz her ne varsa bizim dünyamızın dışında kalır ve bizler var olduklarının dahi farkına varamayız.<br>Eğer insanlık tarihi, eğitime ve sanata daha çok hizmet etmiş olsaydı, bugün dostluğun ve aşkın kıymeti şimdi olduğundan daha çok iyi anlaşılırdı.<br>Eğer insanlık tarihi, okuma yolunda ilerleme sağlayabilmiş olsaydı, hiç şüphesiz ilerlemeler böyle yüzyıllar almazdı. Mutluluk artar, şu an olduğumuzdan daha çok mutlu olurduk.<br>Ama böyle olmadı işte…<br>Yuvarlak bir taşın tepelerden aşağılara kolayca yuvarlandığını yüzyıllar boyunca görüldü ama tekerleğin icadi yüzyıllar sonra keşif edildi.<br>Çevremize bir bakalım; ne kadar basit, ne kadar sıradan ve denğesiz ilişkiler yumağında ve didişmelerle akıp geçiyor hayat, değil mi?<br>Doğru dürüst hangimizin bir sosyal bir yönü var ki?<br>Yok.<br>Olsa da çok az…<br>Var olanlarda kendi küçük dünyalarından fazla bir şeyleri de yok.<br>Piknik yapıp, mangal yakmayı sosyalleşme sananlar, çöplerini orada bırakıp giderler.<br>Sanatın yüceliğinden uzaklaştıkça birey olma sorunlarının da arttığı da bir gerçektir.<br>Eğitim tam amacına ulaşmış olsaydı, insanı insan yapan değerler daha önemli olurdu.<br>Çünkü bilincinde olurduk birgün herşeyin biteceğini, sona ereceğini.<br>Bir yerde bir şey yaparken diğer yanda bir şeyleri de bozmazdık.<br><br>Bizler mesleki bilgi ve tecrübemizin dışında çok bilmiş halimizle heryerde nutuklar atabilir ama kendi mesleğimizle ilgili çok az şey biliriz. Mesela birilerine rastgele herhangi bir konuda bir soru soralım, hemen bir şeyler söyler oysa söylediği konularda bilgisi ve eğitimi yoktur.<br>En kolay olanı şikayet etmektir, hep şikayet ederiz.<br>Kışın kar yağışından, baharın çamurundan, yazın sıcağından her zaman şikayetçi olmuşuzdur.<br>Çünkü mutlu değilizdir adam gibi.<br>Tam olarak ne aradığımızı, neden aradığımızı sorgulama düşüncemiz ne kadar gelişmiştir?<br>Olayları duygusal halimizle değerlendirme yaparız ilk önce…<br>Okumayan bir insan beyni nasıl gelişecek ki? </p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Çifci: &amp;quot;Avcılık ve boks yasaklanmalı, şiddet spor değildir&amp;quot;</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/mustafa-cifci-avcilik-ve-boks-yasaklanmali-siddet-spor-degildir</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/mustafa-cifci-avcilik-ve-boks-yasaklanmali-siddet-spor-degildir</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 15:34:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>avcılık neden yasaklanmalı, boks sporu neden eleştiriliyor, hayvanlara yönelik şiddet hangi örneklerle dile getirildi, artistik buz pateni neden ideal spor olarak görülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><span>Yapılan iş her ne olursa olsun, içinde kötü söz ve şiddet çağrıştıran bir durum varsa, Olmaz olsun! Tüm canlılara acı veren her şey yerin dibine batsın… Yasaklansın, Kaldırılsın…</span></p>
<section>
<h3>Avcılık</h3>
<p>Dağlardaki bir canlıyı öldürmek! Avcılıkmış! Spormuş! Bir canlıyı sırf eğlenmek adına öldürmek! Spor olabilir mi? Yaralı halde can çekmesine neden olmak… Böyle bir acı, böyle bir bencillik insanın gönlüne nasıl sığar! Sığmaması gerekir! İnsan olanın gönlüne sığmaz! Bu nasıl insanlık, bu nasıl sevmektir… Avcılık ilkel insanın açlık savaşıydı, o açlık hala devam etmektedir… Avcılık yasaklanmalıdır! Tamamen kaldırılmalıdır.</p>
</section>
<section>
<h3>Hayvanlara ve İnsana Yönelik Zulüm</h3>
<p>Hayvanları kanlar içinde dövüştüren acımasız insanoğlu… Evine aldığı hayvanı bir süre sonra sokağa atan Ve bir zamanlar aşkım dediği kadını, Yol ortasında bir kurşunla yere düşüren değersiz kişi! Ne söylesek para etmez, ne desek az gelir…</p>
</section>
<section>
<h3>Boks ve İnsanlar Arası Şiddet</h3>
<p>Yine iki insanın birbirini dövmesine, karşılıklı yumruklaşmasına.. Spor diyecek kadar zayıftır insanoğlu! Boks döğüşünü spor olarak gören kör gözler Sağlığa zarar veren her şey insanın fıtratına ters, onuruna aykırıdır! Boks hemen kaldırılmalı, hemen yasaklanmalı! Şiddet içeren bir şey spor mu olur mu? Olmaz! Olmamalı…</p>
</section>
<section>
<h3>Diğer İnsanlık Dışı Uygulamalar</h3>
<p>Aynı şekilde, canlı canlı pişirilen ıstakoz Bu ne biçim insanlık dışı, onu yiyeceğini git simit ye, kuru ekmek ye, Ne yapmak lazım, onu pişiren ve yiyenlerin, İki ellerini de aynı su içinde pişireceksin.. Kürk manto için canlı canlı derisi yüzülen hayvanların acısı ne olacak? Bunları yapanları da ormanda çırılçıplak bırakacaksın…</p>
</section>
<section>
<h3>Şiddetin Toplumsal Etkisi</h3>
<p>Şiddet, insanlığın hayatından tamamen yok olmadan huzur gelmez! Şiddetin kadını, erkeği, kızı, hayvanı olmaz, hepsi aynı kapıya çıkar… Bir canlıya, bir çiçeğe, bir kadına el nasıl kalkar! Aşkın, sevdanın ve dostluğun boşluğunu kavgalar doldurur.. Oysa sevgi dediğimiz dünya, sınırsızca geniştir… Gökyüzü ve toprak tüm dünyaya yeter… Mutluluk dediğimiz duygu, bir taraf acı hissederken Bir tarafın zevk almasından ileri geliyorsa o mutluluk değil, Çıkmaya hazırlanan yeni bir şiddetin büyümesidir…</p>
</section>
<section>
<h3>Futbol ve Toplumsal Şiddet</h3>
<p>Mesela futbol, İlgilenmediğim tek konu bu olmuştur, hiç sevmemişimdir Hiç izlememiş, hiçbir oyuna gitmemişimdir Takımların adlarıdır sadece bildiğim Çözemediğim konu ise, ortada dönen yuvarlak topun hangi kaleye gideceği, Seyircilerin hiçbir iradesi, etkisi, faydası yokken, Sanki yüksek sesle bağırıp çağırınca gol olacakmış gibi! İnsanlar neden bağırıp çağırılar oralarda? Sahaya neden cisim atarlar, neden koltukları kırarlar ki? Orası kavganın, döğüşün, vurup kırmaların yeri mi? O sahalar meydan savaşı yerleri mi? Bunun bir mantıklı bir açıklaması var mı? Üstelik çok bağırmakla o takımın kadrosuna girende hiç olmamış!</p>
</section>
<section>
<h3>Artistik Buz Patenine Övgü</h3>
<h4>Benim için tek spor</h4>
<p>Benim için tek spor Artistik Buz Patenidir. Spor dediğin budur Dünya’nın en güzel sporudur. Kadın erkeğin birbirine uyumu vardır Heyecan vericidir Büyüleyicidir! İlgi çekicidir, muhteşemdir, harikuladedir… İçinde şiddet yoktur, küfür yoktur, saygısızlık ise hiç yoktur Kavga, dövüş ise hiç görülmemiştir. Aşk vardır, sevgi vardır, sakinlik vardır, müzik vardır… Dans vardır, kadın - erkek iş birliği vardır İnsanlık vardır… Spor dediğin böyle olur, spor budur! İçinde şiddeti çağrıştıran hiçbir şey bana göre spor değildir! Benim için tek spor artistik buz patenidir. Gerisi kavga gürültü demektir…</p>
</section>
<p></p>
<p data-start="1904" data-end="2095"><strong data-start="1904" data-end="1916"></strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın ilk aşk şiiri 4.500 yıl önce Sümer’de yazıldı, İstanbul’da sergileniyor</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/dunyanin-ilk-ask-siiri-4500-yil-oence-sumerde-yazildi-istanbulda-sergileniyor</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/dunyanin-ilk-ask-siiri-4500-yil-oence-sumerde-yazildi-istanbulda-sergileniyor</guid>
<description><![CDATA[ Mezopotamya’da bir rahibenin Sümer Kralı Shu-Sin’e duyduğu aşkı dile getirdiği şiir, insanlık tarihinin bilinen ilk aşk şiiri kabul ediliyor. M.Ö. 2300-2500 yıllarına tarihlenen şiir bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçileriyle buluşuyor. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 11:20:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın ilk aşk şiiri nerede bulundu, şiir kim için yazıldı, Sümer inançlarında aşkın rolü neydi, şiir bugün nerede sergileniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<!-- Giriş paragrafı -->
<section style="margin-top: 20px;">
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Tarihsel döngünün içinde zamanla her şey değişmiştir. Büyük yapılar el değiştirmiş, nice insanlar gelip geçmiş, devletler yok olmuştur. Değişmeyen tek şey ise sevgi ve aşk duyguları olmuştur. Ne savaşlar, ne yokluklar ne de doğa olayları sevgi ve aşkı değiştirememiş, yok edememiştir. Çünkü bunlar evrensel duygulardır ve tüm canlıları kapsayan bir alanı vardır. Karşılıksız olduğu içinde annelik sevgisi de kutsal sayılmıştır… Binlerce yıldır, günümüze kadar değişmeyen aşk duygusuyla yazılmış Dünyanın ilk Aşk Şiirindeki duygular da bugünün duyguları hemen hemen aynıdır… Bu anlamda insan değişmemiştir!</p>
<p style="margin: 0; font-size: 18px;">*</p>
</section>
<!-- Tarihsel konumlandırma -->
<section style="margin-top: 18px;">
<h3 style="font-size: 22px; margin: 0 0 8px 0; color: #1f2937;">Dünya’nın ilk aşk şiiri…</h3>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Tarihsel zamanlama olarak: Yıl MÖ. 2300 - 2500 yılları arası… Yer Mezopotamya Sümerli güzel bir Rahibenin Kralına çivi yazısıyla aşkını dile getiren bir şiir yazar. Yazdığı bu şiir, daha öncesini belgeleyen yazılı bir kaynak bulunmadığı için Dünya’nın ilk aşk şiiri olarak kabul edilmiştir. Tarihsel olarak günümüzden 4.500 sene evvel zamanıdır.. Şiir, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.</p>
<p style="margin: 0; font-size: 18px;">*</p>
</section>
<!-- Sürecin gelişmesi -->
<section style="margin-top: 18px;">
<h3 style="font-size: 22px; margin: 0 0 8px 0; color: #1f2937;">Sürecin gelişmesi şöyle olmuştur…</h3>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Philadelphia Üniversitesi (ABD) profesörlerinden Hilprecht, 1889 - 1900 yılları arasında Mezopotamya’nın Niffer Vadisi’nde bir kazı yapmıştır. Kazıda çıkanlar arasında içeriğinin ne olduğu bilinmeyen, çivi yazısıyla yazılmış vesikalar da vardır. O yıllarda bölge alanı Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olduğundan dolayı çıkarılan her şey Osmanlı Hükümeti’ne teslim edilmiştir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Yaklaşık 70 bin levhanın içine sıkışmış bulunan bu tarihi vesikalar 58 yıl sonra, ABD’li Samuel Noah Kramer tarafından okunmuş ve aynı dönemde dünyaca ünlü Sümerolog Muazzez Çığ ve Hatice Kızılay tarafından Türkçe ’ye çevrilmiştir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Bu taş levhanın üzerindeki yazının içeriği çözülünce, bir aşk şiiri, bir aşk mektubu olduğu anlaşılmıştır.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Bu taş levha, dünyanın ilk aşk mektubu olarak kabul edilmiştir çünkü daha öncesinde böyle bir şiir tespit edilmemiştir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Bu şiir, Sümer Medeniyetinin en büyük kral ve kraliçesinin aşkını anlatan bir şiirdir. Milattan önce 2300 2500 yılları arasında Mezopotamya’da yaşayan ve şahane bir güzelliğe sahip olan Enlil adında Sümerli bir rahibe, Kral Su-Sin’e âşıktır.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Sümerlilerin her yeni yıl bayram kutlamasında genç kadın kralın gözüne çarparak onunla evlenmeğe muvaffak olmuştur.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Evlendiği gün de, aşk ateşi ile sevgilisi olan krala bir şiir yazmıştır.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Bu şiir sarayda o kadar çok beğenilmiş ki, daha sonra o devrin en ünlü musiki üstatları tarafından bestelenmiş ve kısa zamanda halk arasına kadar yayılarak ebedileşmiştir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Ayrıca o dönemin Sümer inancında, toprağın bereketli ve verimli olmasını sağlamak amacıyla, Kral’ın yılda bir kez Bereket ve Aşk Tanrıçası Enlil yerine bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevdir. Bu şiir de büyük bir olasılıkla Kral Şusin için seçilmiş bir gelin tarafından yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştır ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söylenmiştir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-size: 18px;">Öte yandan Sümerli genç kızların tapınaklara adanmaları âdetti. Kızlar buralarda tanrının temsilcileriyle beraber yaşarlardı. Bunun dışında evlilik ise birtakım kanunlara bağlıydı. Sümer kanunlarında ana ile babanın çocukları üzerinde eşit hakları vardı. Yalnız, bazı hallerde erkek karısını satabilirdi. Kocalarını aldatan kadınlar ölüm cezasına çarptırılırlardı. Çocuk sahibi olamayan kadını boşamak da erkeğin hakkıydı.</p>
</section>
<!-- Şiir başlığı -->
<section style="margin-top: 18px;">
<h3 style="font-size: 22px; margin: 0 0 8px 0; color: #1f2937;">Aşkını taşlara kazıtan güzel rahibe Enlil mektubunda şöyle yazıyor:</h3>
<!-- Şiir gövdesi -->
<blockquote style="margin: 0; padding: 18px 20px; background: #f3f4f6; border-left: 4px solid #9ca3af; border-radius: 10px;">
<p style="margin: 0; white-space: pre-line; font-size: 18px;">Damadım, kalbimin sevgilisi Güzelliğin çok hoş, bal gibi tatlı Aslanım, kalbimin sevgilisi Güzelliğin çok hoş, bal gibi tatlı Beni büyüledin, meftun ettin Bırak yanında titreyerek durayım Damadım, yatak odana alınmak isterim Beni büyüledin, meftun ettin Bırak yanında titreyerek durayım Aslanım, yatak odana alınmak isterim Damadım, bırak seni seveyim, kucaklayayım, öpeyim, okşayayım Benim nadide kucaklayışlarım, öpüşlerim, okşayışlarım baldan daha lezzetli, daha tatlıdır Yatak odasında bal doludur O çok hoş güzelliğini bırak eğlendireyim Aslanım, bırak seni kucaklayayım, öpeyim, okşayayım Benim nadide kucaklayışlarım, öpüşlerim, okşayışlarım baldan daha lezzetli Damadım, benden haz alacaksın Anneme söyle, sana güzel şeyler verecektir Babam, sana hediyeler verecektir Ruhun, Ruhunu nerede neşelendireceğimi biliyorum Damadım, şafak sökene kadar evimizde uyu Kalbin, Kalbini nerede sevindireceğimi, mutlu edeceğimi biliyorum Aslanım, şafak sökene kadar evimizde uyu Sen, çünkü sen beni seviyorsun Bırak beni senin sevgin, okşayışların için dua edeyim Benim Tanrı efendim, benim koruyucu efendim Benim Shu-Sin’im, kim Enlil’in kalbini memnun ederse, sevindirirse? Benim Shu-Sin’im, Enlil’in kalbini mutlu eden, sevindiren? Senin sevgin, okşayışların için okuduğum duadan ver? Senin yerin bal gibi tatlı, ellerin üzerine koy ve dua et Ellerini birleştir sanki bir gishban elbisesi gibi Ellerini kavra sanki bir gishban elbisesinin derisi gibi</p>
</blockquote>
<p style="margin: 14px 0 0 0; font-size: 18px;">*Çalışmalarıyla ilk aşk şiirini insanlık tarihine kavuşturanlara sonsuz saygı, hürmetlerimizle..</p>
<p style="margin: 0; font-size: 16px; color: #6b7280;"></p>
</section>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Çifci: &amp;quot;Beden, ruh ve zihin dengesi olmadan gerçekliği kavramak mümkün değildir&amp;quot;</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/mustafa-cifci-beden-ruh-ve-zihin-dengesi-olmadan-gercekligi-kavramak-mumkun-degildir</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/mustafa-cifci-beden-ruh-ve-zihin-dengesi-olmadan-gercekligi-kavramak-mumkun-degildir</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 02:55:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>Beden ruh ve zihin dengesinin önemi nedir, Mustafa Çifci’nin yazısında hangi kaynaklara atıf yapıldı, farkındalık ve bilgi arasında nasıl bir ilişki kuruldu, sanatın insan yaşamındaki rolü nasıl anlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2>AŞK YAZARI MUSTAFA ÇİFCİ</h2>
<h2>BEDEN, RUH, ZİHİN</h2>
<p>Beslenmesi zorunlu olan üç dengesi vardır insanın; Beden, Ruh, Zihin</p>
<p>Bedenin ihtiyacını mide doyurur, beslenmesi gerekir. Bedenler var olmanın somut hali anlamına gelir.</p>
<p>Ruhun ilacı sanattır. Sanatsız her şey yarım kalır. Ruh, hisseden tarafımızın soyut hali demektir.</p>
<p>Zihnin ilacı bilgidir. Bilgisizlik boşluk anlamına gelir. Duyguların düşünceye dönüşmesine zihin diyebiliriz.</p>
<p>Bunlar tamam olmadan gerçekliği kavramak imkânsızdır.</p>
<p>Bedenin, ruhun, zihin aynı oranda doyarsa anlayabilirsin bazı şeyleri…</p>
<p>Dengesiz ilişkileri olan insanlara,</p>
<p>Kavgacı ve geçimsiz kişilere bakmayı bilirsek bunlardan birinin eksik olduğunu görürüz.</p>
<p>Görebilmek için de, bedenin, ruhun, zihnin dolu olması gerekir..</p>
<p>Çünkü farkındalık bilgiyle gelen aydınlanmadır.</p>
<p>Ve hepimiz bildiğimiz kadar yaşarız bu hayatı…</p>
<p>Bilmediğimiz her şey bizim dışımızda kalır, yok sanırız</p>
<p>Ve bilmezsek eğer, bir yanlışın içinde yer alırız üstelik doğru sanarak</p>
<p>Doğruyu bilmediğimiz için, güçlünün doğru olduğunu kabul ederiz.</p>
<p>“Cahil insan kuru ağaca benzer” der bir atasözümüz…</p>
<p>Ve ekler Oscar Wilde; “Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece varlığını sürdürür.” </p>
<p>Ve aklımıza düşer hemen Yunus Emre’nin o muhteşem sözü: “İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendin bilmezsin Ya nice okumaktır.”</p>
<p>Ve son noktayı koyar bir Norveç Atasözü: “Yaşarken mutlu olmaya bak çünkü uzun süre ölü kalacaksın.”</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anne ve baba rolünü arkadaşlıkla karıştırmak büyük yanlıştır</title>
<link>https://beykozunsesi.com.tr/anne-ve-baba-rolunu-arkadaslikla-karistirmak-buyuk-yanlistir</link>
<guid>https://beykozunsesi.com.tr/anne-ve-baba-rolunu-arkadaslikla-karistirmak-buyuk-yanlistir</guid>
<description><![CDATA[ Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz. ]]></description>
<enclosure url="https://beykozunsesi.com.tr/uploads/images/202605/image_870x_6a15551a191dd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 21:24:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Çifci</dc:creator>
<media:keywords>Anne ve baba neden çocuklarıyla arkadaş gibi olamaz, aile içindeki rol karmaşası hangi sorunlara yol açıyor, gelin ve kayınvalide sevgisi neden farklı oluyor, süper anne ve süper baba kavramı gerçeği yansıtıyor mu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 16px; color: #222; line-height: 1.6;">
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-weight: bold; font-size: 17px;">ÇOCUĞUMLA ARKADAŞ GİBİYİZ YALANI</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Çevremizdeki birçok mutsuzluğun asıl nedeni, ilişki karmaşasından kaynaklanıyor. Kadın, yeterince eşinden sevgi alamazsa, aldığı sevgiyi çoğaltıp karşılık veremezse, dişilik ve annelik özelliklerini tam verimli kullanamaz. Sevgi enerjisini eksik alan erkek ise, hayatın zorluklarında yenilip güçsüz kalabilir…</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Öte yandan erkek - kadın ilişkilerinde eşlerin birbirlerinin rolünü üstlenmesi hep yanlışlara neden olur… Hani hep duyarız; “Biz oğlumla arkadaş gibiyiz, kızımla ben, anne-kız gibi değil arkadaşızdır. Ben hem anneyim, hem de babalık yapıyorum. Çocuğu ben büyüttüm, babası hiç ilgilenmez.”</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0; font-weight: bold;">Hepsi yanlıştır! Hepsi hatalıdır!</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Hiçbir baba oğluyla arkadaş gibi olamaz! Hiçbir anne, kızıyla kız arkadaşları gibi olamaz, olması da mümkün değildir… Arkadaşla sınırsız konuda sohbet edilir, çocuğunla edemezsin.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Oğul, babasını gördüğü yerde saygısını göstermek zorundadır. “Benim oğlum arkadaşım gibidir” dersen; odada istediği yere uzanıp yatar, yemek masasında başköşeye oturur, babanın vermesi gereken kararlara karışır… Bu durumlar da bizim gelenek ve göreneklerimize uygun değildir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Değişmeyen bir doğru daha vardır: Hiçbir gelin, kayınvalidesini ne kadar çok severse sevsin, annesi gibi sevmediği gibi; hiçbir kadın da gelinini kızı kadar sevmediği gerçektir.</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Herkesin rolü ve görevi ile verdiği duygu farklıdır. “Seni kızım kadar çok seviyorum.”, “Seni annem kadar çok seviyorum.”, “Kardeşimden önce sen gelirsin!” gibi sözlerin içi boştur! Yalandır!</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Öte yandan dışarıda çocuğuyla çay kahve içmek, oyunlar oynamak, baş başa özel alışverişlere gitmek arkadaşlık değildir, olması gereken ilişkilerdir. Bunları karşılaştırmak yanlıştır, gereksizdir. Tıpkı kadınla erkeği karşılaştırmak gibi…</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Kadın – erkek rakip değil, birbirini tamamlayandır. Yaşam, ikisinin ortaklığından gelişir…</p>
<p style="margin: 0 0 12px 0;">Öyle süper anne, süper baba gibi bir şey de yoktur. Anne, anne olsun; baba, baba olsun yeter. Ve annenin babanın kötüsü de asla olmaz. En iyisi, en mükemmeli kişinin kendi anne babasıdır.</p>
<p style="margin: 0; font-weight: bold;">Allah hiç kimseyi anne babasız bırakmasın! </p>
</div>
<p></p>
<p><b>Kaynak: Beykozun Sesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>