CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “2026’nın ilk 8 ayında 286 üründe uygunsuzluk tespit edildi”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026’nın ilk 8 ayında gıda ürünlerinde tespit edilen 286 taklit ve tağşiş vakasını değerlendirdi. Et ve et ürünlerinde 162 uygunsuzluk, 37 üründe tek tırnaklı hayvan eti tespit edildiğini belirten Gürer, denetimlerin ve yaptırımların artırılmasını, belediyelerin gıda denetimindeki yetkilerinin genişletilmesini istedi.

1x
Eylül 1, 2026 - 21:16
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “2026’nın ilk 8 ayında 286 üründe uygunsuzluk tespit edildi”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk 8 ayında Tarım ve Orman Bakanlığı denetimleri ve ihbarlar sonucunda gıda ürünlerinde tespit edilen 286 taklit ve tağşiş vakasını değerlendirdi. Gürer, ekonomik sorunlarla birlikte gıda güvenliği alanındaki sorunların vatandaş açısından daha ağır bir tablo oluşturduğunu söyledi.

Mevcut cezaların taklit ve tağşişi önlemekte yeterli olmadığını savunan Gürer, 286 üründe uygunsuzluk tespit edilmesinin gıda güvenliği sorunlarının devam ettiğini gösterdiğini ifade etti.

Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığının kontroller sonucunda belirlediği taklit ve tağşiş yapılan ürünleri kamuoyuyla paylaştığını anımsatarak, “Görünen o ki yıllardır benzer ürünlerde kullanımı izinli olmayan karışımlar ortaya çıkıyor ve her açıklamada özellikle dana eti içine karıştırılan at, merkep, domuz gibi hayvan etleri ile hileli yağlardan bala uzanan ürünlerde saptanıyor. Caydırıcı önlemler yetersiz ki bu bulgular da ortadan kalkmıyor.” dedi.

Denetimlerin yaptırımlarla desteklenmesini isteyen Gürer, “Bakanlık bu konuda denetimleri ağır cezalarla da beraberinde getirmelidir. Emekli, asgari ücretli sınırlı gelir ile aldığı ürünün bir de içeriğinin sorunlu olması kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.

“Vatandaşın cebinde para yok, sofrasında güven yok”

Vatandaşın alım gücünün gerilediğini ve gıda alışverişinde fiyat kadar ürün güvenilirliğinin de önemli hale geldiğini belirten Gürer, “İnsanlarımız markete, pazara giderken fiyatları karşılaştırıyor, daha ucuz ürünü bulmaya çalışıyor. Sofrasına koyacağı gıdayı seçerken artık yalnızca fiyatını değil, güvenilir olup olmadığını da düşünmek zorunda kalıyor. Vatandaşın cebinde para yok, sofrasında güven yok.” dedi.

Gürer, tüketicinin satın aldığı ürünün gerçek içeriğini bilmesinin temel bir hak olduğunu belirterek, “Açıklanan veriler, bazı ürünlerde tüketicinin parasını ödediği ürünü değil, o ürünün taklidini veya farklı maddelerle değiştirilmiş halini satın aldığını gösteriyor. Bu tablo yalnızca ekonomik bir aldatma değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da üzerinde önemle durulması gereken bir sorundur.” diye konuştu.

Et ve et ürünlerinde 162 uygunsuzluk

2026 yılının ilk 8 ayında en fazla uygunsuzluğun et ve et ürünlerinde tespit edildiğini açıklayan Gürer, bu kategoride 162 ürünün uygunsuz bulunduğunu, 37 üründe ise tek tırnaklı hayvan eti tespit edildiğini söyledi.

Gürer, “Bu kategoride 162 ürün uygunsuz bulundu. Tespitler içerisinde kanatlı eti ve sakatat kullanımının yanı sıra dikkat çekici bir başka ayrıntı ise 37 üründe tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmesi oldu. Bu denetlenebilen ürünlerde ortaya çıkan durum, ya denetlenemeyenlerde durum ne?” ifadelerini kullandı.

Gıda üretim ve satış noktalarının sayısı ile denetim kapasitesine dikkat çeken Gürer, “780 bini aşkın gıda üretim tesisi yanında merdiven altı kaçak yüzlerce üretim yeri var. Toplam 8 bin denetim elemanı bulunan Bakanlığın her yere ermesi de mevcut yapılanma ile olası değil. Bu bağlamda caydırıcılığı sağlayacak durum için yeni düzenlemelere ihtiyaç görülüyor.” dedi.

Tek tırnaklı hayvan eti tespitlerine ayrıca değinen Gürer, “Et ürünlerinde 162 uygunsuzluk tespit edilmesi son derece düşündürücüdür. Daha da önemlisi, bu ürünlerin 37’sinde tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmiştir. Tüketicinin bilgisi dışında farklı hayvan türlerinin etlerinin ürüne katılması kabul edilemez.” diye konuştu.

Bitkisel yağlarda 43 uygunsuz ürün

Gürer, bitkisel yağların da taklit ve tağşiş tespitlerinde öne çıkan ürün gruplarından biri olduğunu belirterek, “2026’nın ilk 8 ayında 43 bitkisel yağ ürününde, farklı tohum yağlarının birbirine karıştırıldığı yönünde uygunsuzluk tespit edildiği görülüyor.” dedi.

Bitkisel yağlardaki tağşişin tüketiciyi ekonomik açıdan mağdur ettiğini belirten Gürer, “Tüketici aldığı yağın içeriğine güvenmek zorunda. Bir yağın başka yağlarla karıştırılarak farklı bir ürün gibi satılması açıkça tüketicinin aldatılmasıdır. Fiyat olarak da haksız kazançtır.” ifadelerini kullandı.

Süt ürünlerinde 33 uygunsuzluk

Süt ve süt ürünlerinde 33 uygunsuzluk tespit edildiğini aktaran Gürer, bu ürünlerde nişasta, jelatin ve bitkisel yağ gibi maddelere rastlandığını, peynir görünümünde ürünlerin de piyasaya sunulduğunu belirtti.

Gürer, “Süt ve süt ürünlerinde tüketicinin doğal ve gerçek bir süt ürünü satın aldığını düşünmesi son derece normaldir. Ancak süt ürünlerinde nişasta, jelatin ve bitkisel yağ gibi maddelerin tespit edilmesi, gıdanın niteliğinin tüketiciden gizlendiğini göstermektedir.” dedi.

Üretimden satışa kadar tüm zincirin etkin biçimde denetlenmesi gerektiğini kaydeden Gürer, “Kemik unu, nişasta ve bitkisel yağ ile peynir görünümlü sahte ürünlerin piyasada olması tüketicinin ciddi biçimde yanıltılmasıdır ve mutlaka önlenmesi gereken bir durumdur.” değerlendirmesinde bulundu.

Belediyelerin gıda denetimindeki rolünün güçlendirilmesini isteyen Gürer, “Belediyelerin laboratuvarlarının kapatılmış olması da önemli bir eksikliktir. Belediyeler gıda denetiminde yeniden etkin yetkilendirilmelidir.” diye konuştu.

Baldan baharata, kahveden çaya uygunsuzluk tespitleri

Diğer ürün gruplarındaki verileri de paylaşan Gürer, “Arıcılık ürünlerinde 21, meyve-sebze işleme ürünlerinde 12, baharatlarda 6, şekerli mamullerde 3, bitki çayı ve kahvede 3, pastacılık ürünlerinde 2, kuruyemiş ve çerezlerde ise 1 uygunsuzluk tespit edildi. Bitki çayı ve kahve grubunda tespit edilen 3 uygunsuzluğun gıda boyası kaynaklı olması da dikkat çekicidir.” dedi.

Gürer, uygunsuzlukların geniş bir ürün grubuna yayıldığını belirterek, “Vatandaşın günlük olarak tükettiği baldan baharata, kahveden çaya, süt ürününden et ürünlerine kadar çok geniş bir yelpazede uygunsuzluk tespit ediliyor. Önemli bölümü ihbarlarla ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Pestisit ve aflatoksin gibi taklit ve tağşiş dışındaki gıda güvenliği sorunlarına da değinen Gürer, bunlar da dikkate alındığında sorunun halk sağlığı açısından daha geniş bir boyuta ulaştığını savundu.

“286 uygunsuzluk gıda güvenliği konusunda alarm niteliğinde”

Tespitlerin tek tek ürünlerden ibaret görülmemesi gerektiğini ifade eden Gürer, “2026 yılının yalnızca ilk 8 ayında 286 üründe uygunsuzluk tespit edilmesi, gıda güvenliği konusunda alarm niteliğinde bir tablodur. Burada asıl sorgulanması gereken, bu ürünlerin denetim yapılıncaya kadar ne kadar süre piyasada kaldığı ve kaç tüketiciye ulaştığıdır. Keza gözden kaçan, denetim dışı ne kadar tüketim olduğudur.” dedi.

Ekonomik koşullar nedeniyle vatandaşın sofrasını kurmakta zorlandığını ifade eden Gürer, “Bir de aldığı ürünün içeriğinin değiştirilmesi, daha ucuz maddelerle ikame edilmesi veya başka bir ürünün adı altında satılması kabul edilemez. İnsanlar parasını ödediği ürünün gerçek ve güvenilir olmasını istiyor.” diye konuştu.

Gürer, kurallara uygun üretim yapan işletmeler ile taklit ve tağşiş yapanların ayrıştırılması gerektiğini belirterek, “İşini düzgün yapan binlerce işletme ve esnaf vardır. Azınlıkta olsa sahtekârların hile ile iş yapması, işini doğru yapan esnafa da zarar vermektedir. Hileli ürün üreten, taklit ve tağşiş yapan ile işini doğru düzgün yapanı ayrıştırmak gerekir. Düzgün esnaf ve işletme de bu süreçte korunmalı ve ödüllendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“Yalnızca teşhir edilmesiyle sorun çözülmez”

Taklit ve tağşiş yapan işletmelerin kamuoyuna açıklanmasının tek başına yeterli olmadığını savunan Gürer, denetim sıklığının artırılmasını ve tekrarlanan ihlallerde daha ağır yaptırımlar uygulanmasını istedi.

Gürer, “Taklit ve tağşiş yapan işletmelerin yalnızca ürünlerinin teşhir edilmesiyle sorun çözülmez. Tekrar eden ihlaller varsa daha ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Çünkü burada mesele yalnızca bir ürünün standartlara aykırı olması değildir. Mesele tüketicinin aldatılması, haksız kazanç sağlanması ve bazı durumlarda halk sağlığının riske atılmasıdır.” dedi.

“Güvenilir gıda lüks değildir, herkesin hakkıdır”

Tüketicilerin Tarım ve Orman Bakanlığının yayımladığı listeleri takip etmesinin önemine işaret eden Gürer, “Güvenilir gıda lüks değildir, herkesin hakkıdır. Vatandaşın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi devletin temel sorumluluklarından biridir.” diye konuştu.

Gürer, cezaların caydırıcı hale getirilmesini ve gerekli durumlarda meslekten men uygulamasına kadar uzanan yaptırımların değerlendirilmesini isteyerek, “Hileli gıdayı tespit yetmez; tekrarlanmayacak ve farklı kişilerin de bu yöne evrilmesinin önünü kesecek yaptırımlar esas olmalıdır. Kesilen cezaların tahsil edilmesi yanında meslekten men edilmeye kadar uygulamalar ağırlaştırılmalıdır.” dedi.

Belediyelerin gıda denetimindeki yetkilerinin artırılması gerektiğini belirten Gürer, “Belediyelerin 2004 yılında sınırlanan yetkileri geri verilmeli ve 2012 yılından sonra kapanan laboratuvarları yeniden açılarak denetimde varlıkları hissedilir noktaya taşınmalıdır. 750 bin kayıtlı, kayıt dışı ile 1 milyonu bulan iş yerlerinin 8 bin denetim elemanı ile sürekli denetimi sağlanamaz.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0