Doğu Türkistan’ın Sessiz Çığlığı: Uygur Türkleri ve Türkiye’nin Soydaşlık Sınavı
Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.
Doğu Türkistan’daki (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) Uygur, Kazak ve Kırgız gibi Türk topluluklarının yaşadığı insan hakları ihlalleri ve Türkiye’nin bu konudaki sığınmacı ve soydaş politikaları, son yıllarda toplumsal ve siyasi alanda en çok tartışılan konuların başında geliyor.
Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygulamaları
Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi uluslararası kurumların raporlarına göre, bölgedeki Türk topluluklarına yönelik öne çıkan hak ihlalleri şu şekilde özetlenmektedir:
Eğitim Kampları ve Toplu Gözaltı: "Yeniden eğitim merkezi" veya "mesleki eğitim kampı" olarak adlandırılan tesislerde milyonlarca Uygur ve diğer Türk azınlığın rızası dışında tutulduğu, buralarda ideolojik indoktrinasyon yapıldığı belgelenmiştir.
Kültürel ve Dini Kısıtlamalar: Dini ibadetlerin, cami ve tarihi mekanların tahrip edilmesi, Türkçe kullanımına yönelik sınırlamalar ve çocukların ailelerinden alınarak yatılı okullara verilmesi gibi uygulamalar kültürel kimliğin zayıflatılması olarak değerlendirilmektedir.
Biyometrik ve Dijital Takip: Bölgede yüz tanıma sistemleri, DNA veri tabanları ve telefon izleme yazılımları ile toplumsal hayat üzerinde yoğun bir gözetim mekanizması kurulmuştur.
Zorla Çalıştırma: Kamplardan çıkarılan kişilerin fabrika ve tarım alanlarında zorunlu iş gücü olarak çalıştırıldığına dair çok sayıda bağımsız araştırma bulunmaktadır.
Türkiye’nin Soydaş ve Sığınmacı Politikaları
Türkiye'nin Doğu Türkistanlı soydaşlara ve Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumu farklı hukuki, siyasi ve uluslararası dinamiklere dayanmaktadır:
Sığınmacı ve Soydaş Statüsü: Türkiye, Soğuk Savaş döneminden bu yana Doğu Türkistan’dan gelen binlerce soydaşa ikamet, vatandaşlık ve sığınma imkanı sağlamıştır. Günümüzde Türkiye, Çin dışındaki en büyük Uygur diaspora topluluklarından birine ev sahipliği yapmaktadır.
Suriye İle Coğrafi Sınır ve Açık Kapı Politikası: 2011’de başlayan Suriye iç savaşı sırasında kitlesel göç dogrudan kara sınırından gerçekleşmiş ve uluslararası geçici koruma statüsü çerçevesinde yönetilmiştir. Doğu Türkistan ile doğrudan bir kara sınırı olmaması ve göç yollarının coğrafi zorlukları, kitlesel varışı farklı kılmaktadır.
Diplomatik ve Ekonomik Dengeler: Türkiye, Çin ile olan ilişkilerinde bir yandan Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu ifade ederken, diğer yandan Doğu Türkistanlıların insan haklarına ve kültürel kimliklerine saygı gösterilmesi gerektiğini BM başta olmak üzere uluslararası platformlarda dile getirmektedir. Ancak Çin ile yürütülen ticari, ticari finansman ve diplomatik ilişkilerin boyutu, Ankara'nın söylem düzeyindeki sertliğini ve uluslararası hamlelerini zaman zaman etkilemektedir.
Çin’deki Türk topluluklarının durumu ile Türkiye’nin uyguladığı dış ve iç politika dengeleri, hem insani boyutuyla hem de devletler arası stratejik ilişkiler boyutuyla karmaşık bir yapı sergilemeye devam etmektedir.
Biz Türkler Uygur türk kardeşlerimizi onlarında ülkesi olan Türkiye'ye istiyoruz.
Kaynak: Beykozun Sesi
Tepkiniz Nedir?
Beğenmek
0
Beğenmemek
0
Aşk
0
Eğlenceli
0
Sinirli
0
Üzgün
0
Vay
0