Kaftandan Taşan Hafıza

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

1x
Temmuz 11, 2026 - 22:54
Kaftandan Taşan Hafıza

Bazı görüntüler vardır; birkaç dakikalık bir protokolün sınırlarını aşar, bir milletin hafızasına dokunur. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen karşılama törenini izlerken hissettiğim tam da buydu. Mehterin ilk nağmesi yükseldiğinde, Yeniçeri kıyafetleriyle tören alanında yer alan askerler yürümeye başladığında ve tarihî semboller devlet protokolünün bir parçası hâline geldiğinde, aslında yalnızca misafirler karşılanmıyordu. Türkiye, kendi geçmişiyle yeniden selamlaşıyordu.

Modern devlet olmak, köklerinden vazgeçmek değildir. Bilakis, geçmişinden aldığı özgüveni bugünün diliyle ifade edebilmektir. Güçlü milletler, tarihlerini müzelerde tozlanan hatıralar olarak değil; yaşayan bir hafıza olarak taşırlar. Çünkü hafızasını kaybeden toplumların geleceğe söyleyecek sözü de eksik kalır.

Mehterin sesi, yüzyıllardır sadece bir askerî bandonun ezgisi olarak duyulmadı. O ses; disiplinin, devlet aklının, cesaretin ve millet olma bilincinin sembolü oldu. Bugün aynı sesin dünya liderlerinin huzurunda yeniden yükselmesi, geçmişe özlem duyan romantik bir bakıştan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, tarihinden utanmayan bir devletin kendine güvenini göstermesidir.

Elbette tarih, övünmek kadar sorumluluk da yükler. Osmanlı'nın bıraktığı miras yalnızca fetihlerden ibaret değildir; adalet anlayışı, teşkilat disiplini, vakıf kültürü ve devlet ciddiyeti de bu mirasın ayrılmaz parçalarıdır. Eğer bugün geçmişimizi anıyorsak, bunu sadece görkemli kıyafetler üzerinden değil, o ruhu bugünün yönetim anlayışına ve toplumsal hayatına taşıyabildiğimiz ölçüde anlamlı kılabiliriz.

Beni en çok etkileyen ise törenin ihtişamından ziyade verdiği mesajdı. Dünyaya yüksek sesle meydan okunmadı. Kimseye üstünlük iddiasında bulunulmadı. Ancak sessiz ve vakur bir duruş sergilendi. Gerçek itibarın çoğu zaman gürültüyle değil, özgüvenle inşa edildiğini bir kez daha gördük.

Milletlerin de insanlar gibi bir karakteri vardır. Kimi sürekli kendini ispat etmeye çalışır, kimi ise kim olduğunu bildiği için buna ihtiyaç duymaz. Türkiye'nin son yıllarda vermeye çalıştığı en önemli mesajlardan biri de budur. Geçmişini inkâr etmeyen, tarihini sahiplenen ve geleceğini kendi iradesiyle inşa etmeye çalışan bir ülke.

Köklerine yaslanan hiçbir millet geleceğinden korkmaz. Çünkü bilir ki, sağlam bir ağacın dalları göğe uzanırken gücünü toprağın derinliklerinden alır. Bizim toprağımızda ise yalnızca taş değil; Malazgirt'in cesareti, İstanbul'un ufku, Çanakkale'nin fedakârlığı ve Cumhuriyet'in azmi vardır. Bunların hiçbiri birbirinin alternatifi değil, aynı yürüyüşün farklı duraklarıdır.

NATO Liderler Zirvesi'ndeki karşılama töreni belki birkaç dakika sürdü. Ancak bazen birkaç dakikalık görüntüler, uzun nutuklardan daha güçlü mesajlar verir. O gün dünyaya gösterilen yalnızca bir mehter takımı ya da tarihî kıyafetler değildi. Asıl gösterilen; geçmişiyle barışık, kültürel mirasını saklamayan ve devlet geleneğini vakarla temsil eden bir Türkiye idi.

Tarih, sırtımızda taşımamız gereken bir yük değildir; omuzlarımızı doğrultan en büyük kuvvettir. Yeter ki onu hamasetle değil, şuurla; sloganlarla değil, sorumlulukla yaşayabilelim.

Kaynak: Beykozun Sesi

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Nur Delice Nur Delice, kadın, aile ve gençlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan bir proje koordinatörü, köşe yazarı ve yorumcudur. 2023–2025 yılları arasında Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği, İç Anadolu Birliği ve Dünya Muhabirler Birliği Türkiye’de Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Ayrıca çeşitli derneklerde denetmenlik ve proje koordinatörlüğü üstlenmiştir. Anadolu Üniversitesi İşletme ve Büro Yönetimi mezunu olan Delice, kariyerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nda başlamış, HÜKSAM ve özel sektörde insan kaynakları ve proje yönetimi alanlarında çalışmıştır. 2017’den itibaren göçmen sağlığı, kadın sorunları ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal projelerde aktif rol almıştır. Koordinatörlüğünü yaptığı projeler arasında “Çocuklarımızın Sessiz Çığlığına Ses Olalım” etkinliği, Kırıkkale’de “Kurumuş Çiçekler Açtı” sergisi, bilim insanı ve öğretmenler için düzenlenen ödül törenleri, ebru sergileri ve kadın girişimcileri destekleyen kültür–sanat çalışmaları yer almaktadır. Türkiye’nin ilk sadece kadınlara özel “Yılın Kadın Enleri” ödül törenini de organize etmiştir. Birçok eğitim ve sertifikaya sahip olan Nur Delice, kadınların birleştirici gücünü vurgulayan çalışmalarıyla toplumsal fayda oluşturmayı sürdürmektedir. Yazıları ve şiirleriyle de düşüncelerini topluma aktarmaktadır.