Vuslat Toprağında Kalan Hasret; Anneler Günü’nde Annesiz Kalmak mı?

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

1x
Mayıs 26, 2026 - 11:41
Vuslat Toprağında Kalan Hasret; Anneler Günü’nde Annesiz Kalmak mı?

​Bazıları için hayat bitmek bilmeyen bir mücadeledir; kimi zaman korkularla yüzleşme, kimi zaman da en beklenmedik sınavlarla sınanma... Annemin koronavirüs döneminde yaşadığı o karanlık günlerde, onun kaderini adeta ben üstlenmiştim. Hastalık evimize adımını attığında doktor, annemin yaşama şansının çok az olduğunu söylemişti. Bense tam o süreçte işten yeni ayrılmış, sadece biraz dinlenmeyi planlıyordum. Ancak kapımızdaki tehdit büyüyünce tüm planlarımı bir kenara bıraktım ve kendimizi eve kapattık.


​Öyle ki, zaman geçtikçe o ev, dört duvar arasında sıkışıp kalan koca bir dünyaya dönüştü. Günler ayları, aylar yılları kovaladı; tam iki yıl boyunca "Annem korona olacak, ya onu kaybedersem?" endişesiyle, nefesimizi tutarak yaşadık.


​Pandemi bize sadece fiziksel bir mesafeyi değil, aynı zamanda duygusal bir hapishaneyi de öğretti. Annemin hafif bir öksürüğü bile evde büyük bir panik yaratıyordu; sanki kendi yuvamızda bile kaçacak yerimiz yoktu.

Özgürlüğümüz öylesine sınırlanmıştı ki, her hareketimiz, her adımımız sayılıydı. O dönemde annemin kaç kez ölümün kıyısından döndüğünü inan bilmiyorum. Her gecemiz umutla kaygı arasında gidip geldi. Maddi olarak da tükendiğimiz bu süreçte, annemin tedavisi ve ilaçları için gereken parayı bulmak bile başlı başına bir çileye dönüşmüştü.

​Umudun Kapısı, İlk Gözyaşı ve Ansızın Gelen Ayrılık...
​Tam her şeyin bittiğini düşündüğüm bir gün, değerli bir ağabeyim araya girdi ve Diyanet Vakfı Başkanı ile görüştü. Yaşadıklarımı, evinde ailesi için ömrünü harcayan bir kadının mücadelesini anlattı. Bu vesileyle nihayet bir iş buldum. İş başı yaptığımda sanki hayatımın ilk günü gibiydi; içimde tarifsiz bir heyecan vardı.

Bilmediğim bir yer, yabancı yüzler... Ama beni anlayacağını düşündüğüm, benimle aynı kıbleye yönelen kadınların arasındaydım. Şükür namazı kıldım, Allah’ıma uzun uzun dualar ettim.
​İlk maaşım yattığında ise ayaklarım yere basmıyordu; hemen markete koştum. Evimin, ailemin ne ihtiyacı varsa aldım.

Üç büyük poşeti doldurduğumda, sokak ortasında ağlamaya başladım; ama bu kez mutluluktandı. O an, yıllar süren bir hapisten çıkıp hayata yeniden dönen biri gibi hissettim kendimi. İçimdeki o ferahlıkla arkadaşlarıma, "Rabbim, evladına bir şey almak isteyip de eli boş kalan hiçbir anne babayı çaresiz bırakmasın" yazdım. Geçmişime bakanlar, bir market alışverişine bu kadar sevinmeme anlam veremediler. Nereden bilsinler hayatı dirhem dirhem, tırnaklarımla kazıyarak yaşadığımı...
​Ancak kurumların dini olmuyordu; ne Allah’tan korkuyorlar ne kuldan utanıyorlardı. "Kadro fazlası" bahanesiyle ansızın sözleşmemi yenilemediler.

O gün, annemin çaresizliğini yaşamamak için verdiğim mücadelenin beni nasıl yapayalnız bir sona fırlattığını fark ettim. Çocukluğumdan beri güçlü olmak zorundaydım ama hayat beni en ağır sınavıyla vurmaya hazırlanıyordu.
​Onca mücadeleme, adanmışlığıma rağmen... Annemi kaybettim.

​Oksijen Makinesindeki Izdırap ve Odalardaki Anılar....
​Aylarca hastane köşelerinde nöbet tuttum. Umutla korku arasında geçen o upuzun gecelerde, gündüzleri babam, geceleri ise ben bekledim başucunda. Onun nefesi olabilmek için kendi nefesimden vazgeçtim.

Ama takdir-i ilahi... Onu kendi ellerimle toprağa verdim.
​Bana arkasından şiirler bırakan, satırlarında "Hasretimsin, vuslatımsın Delicem..." diye seslenen canım annem, kendi vuslatına, toprağına tam da bir Hıdırellez gününde gömüldü. Dileklerin, baharın uyandığı gün, benim dünyam karardı. Şimdi her gün taziye ziyaretleri gelip gidiyor; kalabalıklar arasında insan yokluğunu düşünmeye zaman bulamıyor gibi görünse de, gece olup da başımı yastığa koyduğumda, o kor ateş içimi yakmaya başlıyor. Yatağa uzandığım an özlemi yüreğimi kavuruyor, gözlerimden sicim gibi yaşlar dökülüyor.


​Gün geçmiyor ki gözyaşlarıma hakim olabileyim... Öyle çok özlüyorum ki. Evin içinde nereye baksam o var. Eşyaların her bir yerden ansızın çıkınca, her odada bir anı canlanıyor ve o son zamanlardaki oksijen makinesindeki o ızdırabı, nefes alma mücadelesi gözümün önüne geliyor. O an içimden hep aynı feryat yükseliyor: Makinaya bağlı da olsaydın, yeter ki o köşende dursaydın da bana yine zikirler öğretseydin be anne... Sesine, nefesine, dizinin dibinde oturmaya öyle muhtacım ki.
​Hayat en acımasız şakasını yaptı bana; her köşesi anne kokan bu dünyada, bir Anneler Günü’nde annesiz kaldım.


​Şunu bilir, şunu söylerim: Hayatta kaçtığınız ne varsa, gün gelir sizi en zayıf anınızda yakalar. Ve sakın ola, hak edene dahi olsa, kimsenin rızkına engel olmayın; çünkü bunun bedelini o evin günahsız evlatları öder. Ben annemi dualarla vuslat toprağına uğurladım, içimde hiç bitmeyecek bir hasretle baş başa kaldım.
​Vesselam.
Nur Delice

Kaynak: Beykozun Sesi

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Nur Delice Nur Delice, kadın, aile ve gençlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan bir proje koordinatörü, köşe yazarı ve yorumcudur. 2023–2025 yılları arasında Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği, İç Anadolu Birliği ve Dünya Muhabirler Birliği Türkiye’de Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Ayrıca çeşitli derneklerde denetmenlik ve proje koordinatörlüğü üstlenmiştir. Anadolu Üniversitesi İşletme ve Büro Yönetimi mezunu olan Delice, kariyerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nda başlamış, HÜKSAM ve özel sektörde insan kaynakları ve proje yönetimi alanlarında çalışmıştır. 2017’den itibaren göçmen sağlığı, kadın sorunları ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal projelerde aktif rol almıştır. Koordinatörlüğünü yaptığı projeler arasında “Çocuklarımızın Sessiz Çığlığına Ses Olalım” etkinliği, Kırıkkale’de “Kurumuş Çiçekler Açtı” sergisi, bilim insanı ve öğretmenler için düzenlenen ödül törenleri, ebru sergileri ve kadın girişimcileri destekleyen kültür–sanat çalışmaları yer almaktadır. Türkiye’nin ilk sadece kadınlara özel “Yılın Kadın Enleri” ödül törenini de organize etmiştir. Birçok eğitim ve sertifikaya sahip olan Nur Delice, kadınların birleştirici gücünü vurgulayan çalışmalarıyla toplumsal fayda oluşturmayı sürdürmektedir. Yazıları ve şiirleriyle de düşüncelerini topluma aktarmaktadır.