Beykoz’da 165 Bin Metrekarelik Yıkım Kararı, Sosyal Mağduriyetler ve Okul Alanı Uyuşmazlığı

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

1x
Ağustos 10, 2026 - 17:35
Beykoz’da 165 Bin Metrekarelik Yıkım Kararı, Sosyal Mağduriyetler ve Okul Alanı Uyuşmazlığı

İstanbul’un mülkiyet ve imar yapısı açısından en karmaşık bölgelerinden biri olan Beykoz’da, kaçak ve ruhsatsız yapılara yönelik geniş çaplı bir hukuki ve idari süreç başlatıldı. Beykoz Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan ihale şartnamesine göre, ilçe genelinde imar mevzuatına aykırı olduğu tespit edilen toplam 164.684,94 metrekarelik alan üzerindeki yapıların yıkımı için ihaleye çıkıldı.

Kamu İhale Kanunu’nun 19. maddesi kapsamında açılan ihale sonrasında, yüklenici firmaya yer teslimi yapılmasıyla birlikte 60 gün içerisinde yıkım ve moloz kaldırma işlemlerinin tamamlanması planlanıyor. Ancak söz konusu yıkım kararları, hukuki ve prosedürel boyutunun çok ötesinde, bölgede yaşayan vatandaşlar nezdinde ciddi bir sosyal krize ve adalet tartışmasına yol açmış durumdadır.

Yıllardır Çözülmeyen İmar Planı Sorunu

İlçe genelinde on yıllardır barınan, vergisini ödeyen ve altyapı hizmetlerinden yararlanan vatandaşlar, tapu tahsis ve imar düzenlemelerinin gecikmesi nedeniyle mülkiyet haklarını kazanamamıştır. Yıllar önce imar planlarına "okul alanı" olarak işlenen bu bölgelerde, idare tarafından herhangi bir kamulaştırma yapılmadığı gibi vatandaşa da hukuki bir alternatif sunulmamıştır.

Barınma Hakkı ve Çivi Çakma Yasağı

Kendi imkânlarıyla başını sokacak bir yuva kurmaya çalışan bölge halkı, en küçük bir tamirat veya tadilatta bile "çivi çakamaz" durumdayken, bu okul alanlarının aniden yıkım ihalesine konu edilmesi vatandaşlar tarafından büyük bir çifte standart ve halka yapılan bir zulüm olarak nitelendirilmektedir. Barınma hakkı göz ardı edilerek, herhangi bir kentsel dönüşüm, hak sahipliği ya da yer gösterimi yapılmadan kepçelerin devreye sokulması kamu vicdanını derin bir şekilde yaralamaktadır.

Çavuşbaşı, Çengeldere ve İmar İmtiyazı İddiaları

Yıkım kararlarının ardından bölgede en çok ses getirip kamuoyu gündemine oturan konu ise adalet ve eşitlik ilkesinin nasıl uygulanacağıdır. Vatandaşlar, kentin farklı noktalarında yükselen lüks yapılar ile kendi barınakları arasındaki muamele farkını sorgulamakta ve şu kritik soruları bakanlığa ve belediyeye yöneltmektedir:

İmtiyazlı Yapılaşma Şüpheleri

Sıradan bir vatandaş evine tek bir çivi dahi çakamazken; Çavuşbaşı’nda Bilal Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen villanın ve Çavuşbaşı Çengeldere’de Selçuk Bayraktar’a ait olduğu ileri sürülen yapının bu yıkım kapsamına alınıp alınmayacağı merak edilmektedir.

Kamu Arazilerinin Satışı ve Özel İnşaatlar

Eski Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın döneminde kamudan şahıslara satıldığı belirtilen yerlerde yükselen inşaatların da aynı kararlılıkla yıkılıp yıkılmayacağı sorulmaktadır.

Hukuk Önünde Eşitlik İlkesi

Halk, okul alanı gerekçesiyle uygulanan yaptırımların yalnızca gariban vatandaşa mı işleyeceğini, yoksa nüfuzlu kişilere ve kamu kaynaklarıyla devredilen arazilere de aynı kanuni müeyyidenin uygulanıp uygulanmayacağını sorgulamaktadır.

Adalet ve Şeffaflık Beklentisi

Eğitim alanlarının ve imar düzeninin korunması idari bir zorunluluk olsa da; bu sürecin yıllardır orada yaşayan halkı mağdur ederek ve iddialar karşısında sessiz kalarak yürütülmesi kabul edilemez.

Eğer Beykoz’da okul alanları ve kaçak yapılar gerekçesiyle bir temizlik ve düzenleme yapılacaksa, bu uygulamanın siyasi konumu, gücü veya sermayesi ne olursa olsun herkese eşit, şeffaf ve hakkaniyetli bir şekilde tatbik edilmesi şarttır. Aksi takdirde, dar gelirli vatandaşın yuvasını yıkıp imtiyazlı inşaatlara göz yummak, kamu düzenini sağlamak değil; derin bir adaletsizliği ve sosyal mağduriyeti meşrulaştırmak olacaktır.

Kaynak: Beykozun Sesi

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0