Geleceği İpotek Etmek: Sıcak Para Hülyası ve Satılan Taşınmazlar
Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.
Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığı ve geleceği, o ülkenin öz kaynaklarına, üretim gücüne ve stratejik varlıklarına ne kadar sahip çıktığıyla doğrudan ilişkilidir. Ancak ne yazık ki son yıllarda uygulanan ekonomik politikalar, Türkiye’nin yarınlarını günübirlik çözümlere ve geçici bir rahatlama sağlayan "sıcak para" akışlarına feda etme noktasına gelmiştir. Kısa vadeli döviz girdileriyle günü kurtarma çabası, orta ve uzun vadede köklü bir ekonomik çöküşün kapısını aralamaktadır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yalnızca bugünü değil, bundan 20 yıl sonrasını, hatta gelecek nesillerin refahını doğrudan tehdit etmektedir. Türkiye’nin en simgesel, en stratejik ve gelir getiren kamu varlıkları birer birer gözden çıkarılmaktadır. Boğaziçi (15 Temmuz Şehitler) Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve ülkenin dört bir yanını saran otoyollar gibi kritik altyapı projelerinin özelleştirilmesi, devredilmesi ya da gelirlerinin satılması, finansal bir zorunluluğun ötesinde stratejik bir basiretsizlik örneğidir.
Sıcak para, yapısı gereği üretken yatırıma dönüşmeyen, faiz ve spekülatif kazanç peşinde koğan ve en ufak bir küresel çalkantıda ülkeyi terk etmeye hazır olan nazlı bir sermayedir. Üretim ekonomisinden uzaklaşıp sıcak paraya bağımlı hale gelen sistemler, eninde sonunda kendi varlıklarını satarak borç ödeme döngüsüne girer. İşte tam da bu noktada, milletin alın teriyle, vergileriyle inşa edilmiş köprüler ve otoyollar birer birer masaya yatırılmaktadır.
Gelecekte bizi bekleyen tehlike son derece nettir:
Kamu Gelirlerinin Kaybı: Devlete sürekli ve kar garantili gelir sağlayan stratejik yapılar elden çıktığında, yarın oluşacak bütçe açıkları yine doğrudan halka yüklenen yeni vergilerle kapatılmaya çalışılacaktır.
Maliyet Artışı ve Bağımlılık: Özelleştirilen veya geliri devredilen köprü ve yolların kullanım ücretleri döviz bazlı veya yüksek artış oranlarıyla halkın omuzlarına yüklenecek, lojistik ve ulaşım maliyetleri üretimin her kalemine zam olarak yansıyacaktır.
20 Yıl Sonrasının İpotek Altına Alınması: Bugün günü kurtarmak için satılan her değer, 20 yıl sonra bu ülkenin gençlerinin, çocuklarının yararlanacağı öz kaynakların tükenmiş olması anlamına gelecektir. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir yapının, finansal olarak dibe vurması kaçınılmaz bir sonuçtur.
Ülkenin geleceğine yön veren temel unsur toplumun bilinci ve farkındalığıdır. Günübirlik ekonomik hamlelerin parlak ambalajlarına aldanmadan, satılanın aslında kendi ortak geleceğimiz olduğunu görmek zorundayız. Üretim, istihdam ve yerli Sanayi hamleleriyle desteklenmeyen, yalnızca varlık satışına ve sıcak paraya dayalı bir ekonomik model sürdürülebilir değildir.
Uyanmak, geleceğimize sahip çıkmanın ilk adımıdır. Yarın geç olmadan; taşınmazlarımızın, stratejik geçitlerimizin ve altyapımızın değerini anlamak, sürdürülebilir ve üretime dayalı bir ekonomi talebini yüksek sesle dile getirmek bu ülkeye ve gelecek nesillere olan borcumuzdur.
Kaynak: Beykozun Sesi
Tepkiniz Nedir?
Beğenmek
0
Beğenmemek
0
Aşk
0
Eğlenceli
0
Sinirli
0
Üzgün
0
Vay
0