Kaybettikten Sonra Değil, Yanındayken

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

1x
Temmuz 1, 2026 - 01:03
Kaybettikten Sonra Değil, Yanındayken

Hayatın bize öğrettiği en acı gerçeklerden biri şudur: İnsan, sahip olduklarının değerini çoğu zaman onları kaybettikten sonra anlıyor.

Henüz büyük bir kayıp yaşamamış olanlar; günlük telaşların, kırgınlıkların, hırsların ve küçük hesapların içinde ömür tüketiyor. Oysa bir gün geliyor, toprağa sadece bir tabut değil; umutlarınızı, alışkanlıklarınızı, sesini özleyeceğiniz bir nefesi de bırakıyorsunuz.

İşte o gün, dün sizi kahreden meselelerin aslında hiçbir anlam taşımadığını fark ediyorsunuz.

Çünkü ölüm, bütün hesapları susturan tek gerçektir.

İnsan, sevdiğini kaybettiğinde yalnızca bir insanı yitirmiyor. Birlikte güldüğü günleri, kurulmamış hayalleri, yarım kalan cümleleri ve en önemlisi kendinden bir parçayı da toprağa emanet ediyor.

Asıl acı ise mezarlıktan döndükten sonra başlıyor.

Çünkü hayat devam ediyor ama siz aynı insan olarak dönemiyorsunuz.

Bir de bu ağır yükü taşırken, acınıza ortak olmak yerine omuzlarınıza yeni yükler yükleyen insanlar çıkıyor karşınıza.

İşte o zaman insan kendi kendine soruyor.

Bizi hayattan soğutan, sevdiğimizin yokluğu mu; yoksa acımızı bile anlayamayan vicdansızlık mı?

Empati kurmak bu kadar zor olmamalı.

Bir başkasının gözyaşını küçümsemek, yasını hafife almak, acısını görmezden gelmek... Bunlar sadece nezaket eksikliği değil; insanlığın sessizce eksilmesidir.

Ölüm, dışarıdan anlatıldığı kadar kolay değildir.

Sevdiğiniz insanın nefes almak için çırpındığını görmek...

Gözlerinizin önünde renginin soluşuna şahit olmak...

Elinizden hiçbir şey gelmeden onu hayata tutmaya çalışmak...

Bu görüntüler zamanla unutulmuyor. İnsan yalnızca onlarla yaşamayı öğreniyor.

Ve o gün anlıyorsunuz ki; hayatta en kıymetli şey para, makam ya da başarı değilmiş.

En büyük servet, "Bugün sevdiklerim yanımda." diyebilmektir.

Şu gerçeği de kimse unutmamalı...

Bugün başkasının yaşadığı acı, yarın bizim kapımızı çalabilir.

Hiç kimsenin ölüm karşısında bir ayrıcalığı yok.

Hepimiz aynı dünyanın yolcusuyuz ve hepimiz bir gün aynı imtihanın önünde duracağız.

Belki de bu yüzden birbirimize bırakabileceğimiz en büyük miras; merhametli bir yürek, kırılmamış bir kalp ve zamanında söylenmiş güzel sözlerdir.

Evet...

Yaşananlar bir imtihandı.

Takdir ilahiydi.

Sabırla kabullenmeye çalışıyoruz.

Ama insan bazen sadece sevdiğini değil, eski hâlini de kaybediyor.

Bir daha eskisi gibi gülemiyor...

Eskisi kadar güvenemiyor...

Hatta bazen yaşadığı dünyanın adaletine bile inanmakta zorlanıyor.

Halk arasında sıkça söylenen bir söz vardır:

"Allah en çok sevdiğini alır."

Bu cümle, acının en derin yerinde insana hem teselli olur hem de yüreğini dağlar.

Ben de zaman zaman kendi kendime şu cümleyi kurarken buluyorum.

"Keşke en çok bana kötülük edenleri sevseydim..."

Sonra düşünüyorum...

Belki de insanı gerçekten ayakta tutan şey, acının kendisi değil; o acıya rağmen vicdanını, merhametini ve insanlığını kaybetmemesidir.

Çünkü ölüm, hayatın sonu olabilir.

Ama merhametin ölmesi...

İşte asıl felaket odur.

Kaynak: Beykozun Sesi

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Nur Delice Nur Delice, kadın, aile ve gençlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan bir proje koordinatörü, köşe yazarı ve yorumcudur. 2023–2025 yılları arasında Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği, İç Anadolu Birliği ve Dünya Muhabirler Birliği Türkiye’de Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Ayrıca çeşitli derneklerde denetmenlik ve proje koordinatörlüğü üstlenmiştir. Anadolu Üniversitesi İşletme ve Büro Yönetimi mezunu olan Delice, kariyerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nda başlamış, HÜKSAM ve özel sektörde insan kaynakları ve proje yönetimi alanlarında çalışmıştır. 2017’den itibaren göçmen sağlığı, kadın sorunları ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal projelerde aktif rol almıştır. Koordinatörlüğünü yaptığı projeler arasında “Çocuklarımızın Sessiz Çığlığına Ses Olalım” etkinliği, Kırıkkale’de “Kurumuş Çiçekler Açtı” sergisi, bilim insanı ve öğretmenler için düzenlenen ödül törenleri, ebru sergileri ve kadın girişimcileri destekleyen kültür–sanat çalışmaları yer almaktadır. Türkiye’nin ilk sadece kadınlara özel “Yılın Kadın Enleri” ödül törenini de organize etmiştir. Birçok eğitim ve sertifikaya sahip olan Nur Delice, kadınların birleştirici gücünü vurgulayan çalışmalarıyla toplumsal fayda oluşturmayı sürdürmektedir. Yazıları ve şiirleriyle de düşüncelerini topluma aktarmaktadır.