Samimiyet Makamla Değil, Yürekle Yönetir

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

1x
Temmuz 5, 2026 - 13:19
Samimiyet Makamla Değil, Yürekle Yönetir

Son günlerde en sık takip ettiğim üç farklı Facebook sayfasının ortak bir özelliği dikkatimi çekti: Samimiyet, vefa ve insan odaklı yönetim anlayışı.

Bu sayfalardan yalnızca Çorum Belediye Başkanını şahsen tanıyorum. Diğerleri ise, merhum liderin emaneti olmanın ağırlığını taşıyan bir evlat ile görev yaptığı her ortamda vatandaşın derdi karşısında gözleri dolabilen, makamını insan sevgisinin önüne koymayan kıymetli bir devlet büyüğümüz…

Yıllardır gözlemlediğim bir gerçek var. Hangi valimizi, hangi kaymakamımızı kaleme alsam çok kısa süre sonra görev yeri değişiyor. Devlet geleneğinin bir gereği bu… Ancak belediye başkanları için içimden hep aynı dua geçiyor: Allah onları uzun yıllar bulundukları şehirlerde hizmet etmeye muvaffak kılsın. Çünkü iyi örneklerin çoğalması, yalnızca bir şehrin değil bütün ülkenin kazancıdır.

Üniversite yıllarında işletme okurken aslında gönlüm kamu yönetimindeydi. Israrla o bölümü okumak istemiştim. Fakat "Sen sayısalsın." denilerek tercihlerime müdahale edildi. Oysa ilk okuduğum bölüm Büro Yönetimiydi ve sonrasında hayalim; yöneticiliğin sadece makam değil, vicdan, adalet ve insan sevgisi olduğunu öğrenmek ve öğrendiklerimi topluma aktarabilmekti.

Belki de bu yüzden siyaset ve sivil toplum çalışmalarına gönül verdim. Çünkü siyasetin kirlenen yüzünün karşısına hizmet odaklı, samimi ve insanı merkeze alan bir anlayışın çıkması gerektiğine inanıyordum.

Hayatım boyunca çalıştığım her kurumda aynı gerçeği gördüm. İster özel sektör olsun ister devlet kurumu, siz gerçekten liderlik vasfına sahipseniz başarınız kadar sizi engellemeye çalışanlar da artıyor. Önünüze çelme takanlar, iftira atanlar, emeğinizi küçümseyenler ve hatta sizi bulunduğunuz görevden uzaklaştırmaya çalışanlar mutlaka çıkıyor.

Düşünüyorum da bugün bu üç yöneticinin yaptığı hizmetleri sıradan bir memur yapmaya kalksa, belki de defalarca sürgün edilir. Çünkü toplum tarafından çok sevilmek, bazı insanların rekabet duygusunu harekete geçiriyor. Sevgi, haset duygusunun en büyük düşmanı oluyor.

Bugün onların rakipleri muhtemelen "Bu sevgiyi nasıl azaltabiliriz?" diye hesap yapıyordur. Çünkü samimiyetle kurulan gönül bağı, hiçbir propaganda çalışmasının ulaşamayacağı kadar güçlüdür.

Bunu sadece gözlem olarak söylemiyorum. Ömrüm bununla mücadele ederek geçti.

Hayatıma dönüp baktığımda bana en büyük düşmanlıkları edenlerin neredeyse tamamının, bir zamanlar beni çok seven insanlar olduğunu görüyorum. İlk günden beri bana mesafeli olan kimse düşmanım olmadı. Tam tersine, dost bildiklerim menfaatleri zedelendiğinde ya da beni kendilerine rakip görmeye başladıklarında yollarını değiştirdiler.

Çocuklarımıza daha okul sıralarında rekabet öğretiliyor. Sonra iş hayatında aynı rekabet büyütülüyor. En sonunda bazı insanlar başarıya ulaşmanın yolunu kendini geliştirmekte değil, karşısındakini yıkmakta arıyor.

İftira, dedikodu, karalama, inkâr, kul hakkı, rızıkla oynama…

Ne yazık ki bütün bu yanlışlar, başarıya giden yol sanılıyor.

Oysa unutulan çok önemli üç kavram var: Samimiyet, vefa ve empati.

Bazen kendi hayatımı düşündüğümde, şartlar farklı gelişseydi belki bugün bir kaymakam, bir vali ya da uzun yıllar siyaset yapmış bir belediye başkanı olabilirdim diye aklımdan geçiriyorum. Tıpkı hizmetleriyle gönüllerde yer edinen kadın belediye başkanları gibi garibanın, mağdurun, kadının, yetimin, öksüzün ve savaş mağdurlarının sesi olmayı isterdim.

Elbette bunun da bir bedeli olurdu. Seven kadar sevmeyen de olurdu.

Çünkü insan için mücadele eden herkes, birilerinin düzenini mutlaka bozar.

Bir gerçeği daha öğrendim. Makam sahibi olduğunuzda size doğrudan saldırmaya cesaret edemeyenler, önce iltifatlarla yaklaşırlar. Çevrenize girerler. Dostlarınızı kazanmaya çalışırlar. Sarmaşığın bir çınara dolandığı gibi etrafınızı sararlar. Sizi taklit eder, yaptıklarınızı yapmaya çalışırlar.

Fakat gözden kaçırdıkları çok önemli bir gerçek vardır.

Samimiyet taklit edilemez.

Çünkü samimiyet bir rol değildir. İnsan bunu ses tonundan, bakıştan, tebessümden, hatta sessizlikten bile hisseder. Kalpler, gösteriş ile hakikati birbirinden ayıracak kadar güçlüdür.

İşte bu yüzden makamlar gelip geçer, unvanlar değişir, koltuklar el değiştirir.

Fakat gönüllerde kurulan tahtın bir seçim tarihi yoktur.

Gerçek liderleri farklı kılan da tam olarak budur.

Kaynak: Beykozun Sesi

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Nur Delice Nur Delice, kadın, aile ve gençlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan bir proje koordinatörü, köşe yazarı ve yorumcudur. 2023–2025 yılları arasında Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği, İç Anadolu Birliği ve Dünya Muhabirler Birliği Türkiye’de Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Ayrıca çeşitli derneklerde denetmenlik ve proje koordinatörlüğü üstlenmiştir. Anadolu Üniversitesi İşletme ve Büro Yönetimi mezunu olan Delice, kariyerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nda başlamış, HÜKSAM ve özel sektörde insan kaynakları ve proje yönetimi alanlarında çalışmıştır. 2017’den itibaren göçmen sağlığı, kadın sorunları ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal projelerde aktif rol almıştır. Koordinatörlüğünü yaptığı projeler arasında “Çocuklarımızın Sessiz Çığlığına Ses Olalım” etkinliği, Kırıkkale’de “Kurumuş Çiçekler Açtı” sergisi, bilim insanı ve öğretmenler için düzenlenen ödül törenleri, ebru sergileri ve kadın girişimcileri destekleyen kültür–sanat çalışmaları yer almaktadır. Türkiye’nin ilk sadece kadınlara özel “Yılın Kadın Enleri” ödül törenini de organize etmiştir. Birçok eğitim ve sertifikaya sahip olan Nur Delice, kadınların birleştirici gücünü vurgulayan çalışmalarıyla toplumsal fayda oluşturmayı sürdürmektedir. Yazıları ve şiirleriyle de düşüncelerini topluma aktarmaktadır.