Ya Göründüğün Gibi Ol, Ya Olduğun Gibi Görün

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.beykozunsesi.com.tr, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

1x
Mart 2, 2026 - 08:16
Mayıs 26, 2026 - 11:34
Ya Göründüğün Gibi Ol, Ya Olduğun Gibi Görün

Maskeli Balonun Sonu; Ya Göründüğün Gibi Ol, Ya Olduğun Gibi Görün!

​Hayatın fırtınaları arasında savrulurken, insanın en büyük ihtiyacı sığınabileceği dürüst bir limandır. Aileyle, dünyayla, geçimle verilen savaş yetmezmiş gibi; bir de "yanımdaki" dediğimiz kişinin kılıktan kılığa girdiğini görmek, insanın sadece belini bükmekle kalmıyor, ruhundaki o son güven kırıntısını da paramparça ediyor. Mevlana’nın asırlar öncesinden gelen "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" çağrısı, bugün ne yazık ki modern zamanın "vitrin siyasetine" ve kişisel çıkarlarına kurban ediliyor.
​Karakter Değiştiren Bukalemunlar
​Bir insanı elde etmek, etkilemek ya da yanında tutmak için onun değerlerine bürünmek, aslında en büyük karakter bozunumu değil midir? Eğer bir kişi, karşısındakine şirin görünmek adına onun duymak istediği cümleleri kuruyor, onun kutsallarına -inanmadığı halde- sarılıyorsa, burada sevgiden değil, ancak bir "istismar"dan söz edilebilir.
​Kendi özünden kopup, karşısındakinin aynası olmaya çalışanlar, aslında birer kimlik hırsızıdır. Atatürkçü kadını etkilemek için sahte bir laiklik maskesi takan, ancak özünde bu değerlere kin besleyenle; dini bütün bir eş arayıp, alkol sofralarında "arkadaşlarım için buradayım" diyerek vicdan rahatlatan profil aynı kapıya çıkar: Samimiyetsizlik.
​Değerlerin İstismarı ve İnanç Karmaşası
​Dini kavramları ağzından düşürmeyip, Hz. Fatma gibi bir yaşamın hayalini kurduğunu iddia edenlerin, pratikte tam zıttı bir hayatın figüranı olmaları sadece bir çelişki değildir; bu, inancın kişisel çıkarlara göre eğilip bükülmesidir. "Ben içmiyorum ama ortamdayım" savunması, bir kaçış mekanizmasından başka bir şey değildir. İnsan, inandığı değerlerin ağırlığını taşıyamıyorsa, o değerleri birer aksesuar gibi kullanmaktan vazgeçmelidir.
​Bu durumun yarattığı yıkım, sadece o kişinin sahteliğiyle sınırlı kalmıyor. Karşısındaki samimi insanın emeğine, vaktine ve en önemlisi Allah rızası için beslediği niyetine suikast düzenleniyor. Gönüllü çalışmalarla, iyi niyetle bir davanın parçası olmaya çalışan temiz yürekler, bu maskeli yüzler yüzünden hayata küsüyor, sağlığını kaybediyor ve "bir daha asla" diyerek içine kapanıyor.
​Suç Bastıran Maskeler ve Kaybolan Güven
​Maskesi düşenlerin en büyük savunma silahı, "Ben zaten böyleydim, seni ilgilendirmez" ya da "Sana saygımdan böyle davrandım" diyerek üste çıkmaya çalışmaktır. Oysa gerçek saygı, karşındakini kandırmamak, ona olduğun kişiyi tüm çıplaklığıyla sunmaktır. Sadakati sadece kadının omuzlarına bir kambur gibi yükleyen zihniyet, asıl sadakatin "söze ve öze" olması gerektiğini unutuyor.

​Sözün özü; Erdem Netliktedir.
​İnsanların hayatlarını karartan, onlara "kendimi neden affedemiyorum" sancısı çektiren şey, sizin karakter bozukluğunuz ve taktığınız o ağır maskelerdir. Oysa asıl erdem; yolu, yordamı ve yaşantısı net olmaktır. "Ben buyum" diyebilmek, sahte bir cennet vaat etmekten çok daha ahlaklıdır.
​Toplumun, her rüzgara göre eğilen fırıldak ruhlara değil; duruşu, inancı ve eylemi bir olan "insanlara" ihtiyacı var. Namus da, ahlak da, samimiyet de cinsiyetten öte, insan olmanın asgari şartıdır. Göründüğü gibi yaşayan, yaşadığı gibi görünen o nadir insanlara selam olsun... Çünkü dünyanın geri kalanının yarattığı enkazı ancak onlar kaldırabilir.

Kaynak: Beykozun Sesi

Tepkiniz Nedir?

Beğenmek Beğenmek 0
Beğenmemek Beğenmemek 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Nur Delice Nur Delice, kadın, aile ve gençlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan bir proje koordinatörü, köşe yazarı ve yorumcudur. 2023–2025 yılları arasında Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği, İç Anadolu Birliği ve Dünya Muhabirler Birliği Türkiye’de Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Ayrıca çeşitli derneklerde denetmenlik ve proje koordinatörlüğü üstlenmiştir. Anadolu Üniversitesi İşletme ve Büro Yönetimi mezunu olan Delice, kariyerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nda başlamış, HÜKSAM ve özel sektörde insan kaynakları ve proje yönetimi alanlarında çalışmıştır. 2017’den itibaren göçmen sağlığı, kadın sorunları ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal projelerde aktif rol almıştır. Koordinatörlüğünü yaptığı projeler arasında “Çocuklarımızın Sessiz Çığlığına Ses Olalım” etkinliği, Kırıkkale’de “Kurumuş Çiçekler Açtı” sergisi, bilim insanı ve öğretmenler için düzenlenen ödül törenleri, ebru sergileri ve kadın girişimcileri destekleyen kültür–sanat çalışmaları yer almaktadır. Türkiye’nin ilk sadece kadınlara özel “Yılın Kadın Enleri” ödül törenini de organize etmiştir. Birçok eğitim ve sertifikaya sahip olan Nur Delice, kadınların birleştirici gücünü vurgulayan çalışmalarıyla toplumsal fayda oluşturmayı sürdürmektedir. Yazıları ve şiirleriyle de düşüncelerini topluma aktarmaktadır.